Header Ads

AĞRILARINIZIN NEDENİNİ ÖĞRENMEK İSTER MİSİNİZ?

 

AĞRI NEDİR? HER İNSANIN HAYATI BOYUNCA ŞU VEYA BU ŞEKİLDE KARŞI KARŞIYA KALDIĞI BİR DENEYİM. ÇOĞU ZAMAN İHMAL EDİLEN, AMA CİDDİYE ALINMASI GEREKEN AĞRILARIMIZ, ÇOK BAŞARILI GÜNCEL TEDAVİLERLE KONTROL ALTINA ALINABİLİYOR. UZMANLAR, "AĞRILARINIZLA YAŞAMAYIN" ÇAĞRISINDA BULUNUYOR


Eskilerin dediği gibi, "insanın neresi ağrıyorsa, canı oradadır". Baş ağrısı, biraz uzun sürdü mü, insanın başını kesip atası gelir; bel ağrısından düzgün yürüyemez, kolayca oturup kalkamaz insan; diş ağrısı ise tarif edilir gibi değil...

Yakın tarihlere kadar bir ağrı kesici ilaç alıp doktorun koyduğu kurallara uymaya çalışmaktan başka çaremiz yoktu: "Stresten uzak durun, dizlerinizi kırarak eğilin, şekerli şeyler yemeyin..." Her ne kadar bunları yerine getirmeye gayret etsek de, o ağrı günün birinde gelip bulurdu bizi yine... Gelsin aynı sıkıntı... Gelmesin... Artık bütün bu ağrılara katlanmak zorunda değiliz. Pek çok sağlık kuruluşunda bulunan Ağrı Merkezleri, her ağrı için farklı bir tedavi uygulayarak yaşam kalitemizi yükseltmeye yardımcı oluyor. Akut ağrılar, genellikle bir hastalığın habercisi olarak karşımıza çıkıyor. Yani akut ağrı, vücudun alarm sisteminin önemli bir parçası. Hasta, bu ağrıyla birlikte vücudunda yolunda gitmeyen bir şeyler olduğunu fark edip hekime başvuruyor.



Kronik ağrılar ise uzun süreli ağrılar olarak tanımlanıyor. Bazı durumlarda üç aydan uzun sürüyor ve artık bir alarm sistemi olmaktan öteye geçerek sorunun kendisi haline geliyor. Kronik ağrı çeken kişi sadece sağlıkla ilgili bir sorun yaşamıyor, aynı zamanda sosyal anlamda üretkenliğini, aktifliğini kaybediyor ve içe kapanarak depresyona giriyor. Depresyon ise insanı daha duyarlı hale getirdiği için, ağrı eşiğini düşürüyor ve ağrıların daha şiddetli hissedilmesine neden oluyor, işte 'algoloji' de denen ağrı-bilim dalının gelişmesiyle ortaya çıkan ağrı kliniklerinin ilk amacı kronik ağrıları tedavi etmek. Baş, bel ve boyun ağrıları, damar yapısı nedeniyle ortaya çıkan ağrılar, kanser ağrıları bu merkezlerde tedavi edilebilen kronik ağrı türleri arasında sayılıyor.


TEDAVİ YÖNTEMLERİ

Modern tıpta ağrı kesici ilaç kullanımı tedavide önemli bir yer tutuyor. Ancak ağrı kesici ilaçların kullanım biçimi, dozu, ilaca başlama zamanı ve yan etkilerle başa çıkma yollarının hekim kontrolünde yürütülmesi gerekiyor. Bu kurallara uyarak, doğru bir ağrı kesici ilaç kullanıldığında pek çok ağrı önlenebiliyor. Ağrı kesici ilaçların etkili olmadığı durumlarda ise Ağrı Merkezleri çeşitli yöntemlerle ağrıyı önlemeye çalışıyor. Bu konuda doğru yaklaşım, her hastanın kendi hikâyesine göre karar verilebilecek en uygun tedavi yöntemiyle doğru tedaviye ulaşılması olarak tanımlanıyor. Ağrı kliniklerinde genellikle girişim-sel tedavi yöntemleri uygulanıyor. Girişimsel tedavi, özellikle radyolojik görüntüleme yardımıyla ağrıyı taşıyan sinirlerdeki iletimlerin engellenmesi, çeşitli ilaçlar veya elektriksel yöntemlerle ağrının kesilmesi anlamına geliyor. Bel, boyun ve baş ağrısı başta olmak üzere sırt, kol, bacak, yüz (nevralji) ağrısı gibi tüm kronik ağrılarda, ağrılı bölgeden çıkan sinirsel uyarılar beynimize gidiyor ve böylece ağrıyı algılıyoruz. işte bu yöntem, ağrılı bölgeye uygulanan çeşitli engelleme teknikleriyle, sinirlerin ağrıyı beyne iletmesinin önüne geçiyor.

Girişimsel yöntemlerin başında, sinir blokajları geliyor. Vücudumuzda çeşitli tipte sinir lifleri bulunuyor; bazıları kasların hareketinden, bazıları duyulardan, bazıları ise ağrı iletiminden sorumlu. Ağrı tedavisinin odaklandığı nokta ise ağrı sinirleri. Bu sinirlere uygulanan blokaj işlemi, ağrının uzun süreli olarak ortadan kalkmasını sağlıyor. Çok sık görülen bel ve boyun fıtıklarında uygulanan bu yöntemle fıtığın gerilemesi ve ağrının ortadan kalkması sağlanabiliyor. Girişimsel yöntemler, yaklaşık 30 ila 45 dakika arasında, hastaya duruma göre lokal anestezi uygulanarak gerçekleştiriliyor. Enfeksiyondan korumak amacıyla tüm işlemler, steril koşullarda ve tek kullanımlık malzemeyle yapılıyor ve görüntüleme yöntemlerinin kılavuzluğunda gerçekleştiriliyor. Görüntüleme yöntemleri, işlemin her adımda izlenmesi açısından büyük önem taşıyor.




AĞRISA NE OLUR?

Bazılarımız, "o Kadar ağrı çekilse de olur" diye düşünebilir ama pek çok ağrı, tedavi edilmediği takdirde hem kronikleşme riski taşıyor hem de başka rahatsızlıkları da tetikliyor. örneğin, ameliyat geçiren birinin ağrısı yoğunsa, hastadan beklenen öksürme, gazını çıkarma ye yürüme gibi hareketleri yerine getirmesi zorlaşıyor. Bu zorluk, beklenmeyen komplikasyonlar ortaya çıkarabiliyor. Öksüremediği için akciğerinde enfeksiyon gelişebiliyor; ayağa kalkamadığı için kan dolaşımı düzene girmiyor ve çekilen ağrı, hastada yer edinip kronikleşebiliyor. Bu nedenle Ağrı Bilim Dalını, hem tıbbın her alanına yardımcı olan hem de başlı başına tedavi hizmeti veren zorunlu bir klinik çalışma olarak germek gerekiyor .Kronik ağrının en önemli zararlarından biri de kişinin yaşam kalitesini bozması. Yaşam kalitesi dediğimizde, insanın yaşamdan beklentileri, standarttan, aile ve iş yaşamı, kendine güven, sosyal ilişkilerdeki başarı gibi pek çok kavramı bir arada düşünmemiz gerekiyor. Dolayısıyla yaşam kalitesi, herkes için farklı bir anlam taşıyor; birisi düzenli spor yapabilmeyi beklentileri arasında sayarken, bir diğeri günlük hayatım yardım almadan sürdürebilmekte yetinebiliyor. Ama her durumda, kronik ağrılar, insanın yaşamdan aldığı tadı azaltıyor ve sadece vücudu değil tüm yaşamı etkiliyor. Âğrı kliniklerinin uyguladığı tedavi de, kişinin ağrı öyküsü kadar beklentilerine göre de şekilleniyor ve herkesi kendi hayatından memnun bir hale getirmeyi amaçlıyor.


Girişimsel yöntemlerdeki farklı uygulamaları şöyle özetleyebiliriz:

Epidural ve transforaminal enjeksiyonla bel, boyun ve sırt bölümlerindeki fıtıklarda ağrıya yol açan bölgeye çeşitli ilaçlar enjekte ediliyor. Radyofrekans yönteminde, omurga ağrılarında, yüksek frekanslı radyo dalgaları yardımıyla ısı oluşturularak ağrıyı ileten sinirler devre dışı bırakılıyor. Epidural lizis ise, fıtık ameliyatlarından sonra ameliyat bölgesindeki sinirlerin çevresinde oluşan yapışıklıkların yarattığı şiddetli ağrı durumunda uygulanıyor. Omurga kanalına sonda yerleştirilerek 2-3 gün süreyle özel ilaçlar veriliyor. Çoğunlukla kanser ve damar tıkanıklarına bağlı ağrılarda uygulanıyor. Nükleoplasti ise, bel fıtıklarının ameliyatsız tedavi edilebilmesini sağlayan, tıp dünyasının ulaştığı en son noktalardan biri olarak kabul ediliyor. Bu işlemde hastanın fıtıklaşan diskine elektrot aracılığıyla girilerek disk içine özel bir akım gönderiliyor ve fıtığın gerilemesi sağlanıyor.

Ağrılar ile ilgili daha detaylı bilgi almak isterseniz bu Ağrılar hakkında bulunmaz bir kaynak yazımızı


Hiç yorum yok

YORUM BIRAKMAK DÜŞÜNMEK VE PAYLAŞMAK İLE İÇ İÇEDİR. LÜTFEN DÜŞÜNDÜKLERİNİZİ PAYLAŞIN. YORUMLARINIZLA DAHA ÇOK PAYLAŞILALIM.

www.nerdenduydun.com. Blogger tarafından desteklenmektedir.