Header Ads

Vazgeçemediğimiz ışık...

MUM YAKLAŞIK 3 BİN YILDIR İNSANLIĞIN IŞIK KAYNAĞI. SADECE IŞIK KAYNAĞI DEĞİL. AYNI ZAMANDA DİNİ SEREMONİLERİN, ÖZEL GÜN VE ANLARIN DA BİR PARÇASI... ŞİMDİ BU KEYİFE. KENDİ MUMUMUZUN IŞIĞINDA AYDINLANMANIN KEYFİNİ KATACAĞIZ. 
Vazgeçemediğimiz ışık,mum ilk olarak günümüzden yaklaşık 3000 yıl önce, Eski Mısır Uygarlığında kullanılmaya başlandı. Elbette bugün bildiğimizden hayli farklıydı.
Koyun ve sığırdan elde edilen iç yağlardan yapılıyordu. Sadece iç yağdan yapılan ilk mumlar, çok kısa sürede tükenmeleri bir yana çok da kötü kokuyorlardı. Şekillerinin de bildiğimiz mumlarla ilgisi yoktu. Fitilleri yoktu, bir çeşit yanıcı yığın halindeydi.
Roma İmparatorluğu dönemindeyse bugünkü şekline yaklaştı. Romalılar mumları ortasında bir fitil bulunan, silindirik ve uzun şekilli hale dönüştürdü. Fitil olarak keten, kenevir ve pamuk lifleri kullanılıyordu.

Dekoratif mumlar

En eski Çin ve Japon mumları, pirinç kâğıtlardan hazırlanan rulolara dökülerek hazırlanıyordu. Bu mumların hammaddesi de yine eritilmiş iç yağı ve ayrıca tohumlardı. Fitilleri için farklı bir malzeme kullanılmıştı. Pirinç saplarından yapılan kâğıtlar kıvrılarak fitil haline getiriliyordu. Hindistan'daki mumlar ise tamamen bu ülkenin hayat biçimine göre şekillenmişti. Hayvanları öldürmek günah olduğu için, mumlar kaynatılan tarçın ağacından elde edilen yağdan yapılıyordu. Kuzey ülkelerinde bambaşka bir gelenek vardı. Kaz, ördek gibi kuşlar avlanarak kurutuluyor, daha sonra boğazlarından bir çubuk sokularak mum olarak kullanılıyordu. Kuzey Amerika'da yaşayan yerliler de hayvanları kullanıyordu. Avladıkları ayı ve geyiklerin yağını muma dönüştürüyorlardı.

Genel olarak iç yağlardan üretilen mumlar, Orta-çağ’a gelindiğinde, arıcılığın da gelişmesiyle, yerlerini giderek balmumundan üretilen mumlara bıraktı. Ama balmumu, iç yağ üretimi kadar kolay ve ucuz değildi. Dolayısıyla balmumundan üretilen mumlar, zenginlere hitap ediyordu. 18. yüzyılda bir başka kaynak bulundu; açık denizlerde ve okyanuslarda avlanan ispermeçet balinalarının baş kısımlarında bulunan büyük miktardaki yağlar... İç yağlara göre daha iyi şekil alıyor ve daha iyi kokuyordu ama yaz sıcağına karşı dayanıksızdı.


19. yüzyıl, mum üretiminde bir dönüm noktasıydı. İlk mum üretim makinesi icat edildi. Fransız kimyacı Michael Eugene Chevreul da hayvansal yağlardaki yağ asitlerini ve özellikle önemli bir yağ asidi olan stearin asidini keşfetti. Bu keşif, mum üretiminde bir çığır açtı. Stearin sayesinde daha iyi şekil alması ve daha yavaş erimesi sonucu mumlar bugünkü durumlarını aldı. Fitillerde de ilerleme kaydedildi. Pamuk ve keten liflerinin yerine geçen pamuk ipliklerden yapılan fitiller çok daha uzun ömürlüydü. 19. yüzyılın ortalarında parafinin keşfi ise mum üretimini endüstriyel hale getirdi. Petrol türevi parafin, daha temiz, parlak yanıyordu ve kokusuzdu. Stearinle karıştırıldığında, çöl sıcaklarına bile dayanıyor ve istenilen şekli alabiliyordu.

 KİLER MAGAZİN | OCAK 2012 | 35

Hiç yorum yok

YORUM BIRAKMAK DÜŞÜNMEK VE PAYLAŞMAK İLE İÇ İÇEDİR. LÜTFEN DÜŞÜNDÜKLERİNİZİ PAYLAŞIN. YORUMLARINIZLA DAHA ÇOK PAYLAŞILALIM.

www.nerdenduydun.com. Blogger tarafından desteklenmektedir.