Header Ads

‘Biyonik göz’ olarak da adlandırılan süper lens teknolojisi

BİYONİK GÖZ



‘Biyonik göz’ olarak da adlandırılan süper lens teknolojisi ise, tek bir operasyonla gözü ‘kusursuz’ hale getirmeyi sağlıyor. Yakın ve uzak görme kaybını tamamen yok edecek olan bu lens yakın zamanda piyasada olacak. Sadece yarım saat süren bir operasyonla göze takılacak süper elastik lensler, miyop, hipermetrop ve astigmatın yanı sıra ileri yaşlarda ortaya çıkan rahatsızlıkları da ortadan kaldırıyor. 

 ‘Bozuk’ gözü tek bir operasyonla ‘sağlam’ hale getiren bu lens teknolojisi, gerçekten de ‘biyonik göz’ tanımını hak ediyor.


 

KONTAKT LENS


Elbette görme kusurlarını giderme yolundaki çözüm gözlükle sınırlı kalmadı, bu alandaki teknolojik gelişme hayatımıza kontakt lensi de soktu. Göz kusurlarını düzeltmek için gözlüğe alternatif olarak düşünülen ve kornea ön yüzeyine takılan mercekler, bir tür protez gibi kullanılıyor ve gözlük gibi bir ek aygıt olmaksızın daha kolay taşınıyor. İtalyanlar’ın, gözlüğe verdikleri isim olan ve ‘mercimek’ anlamına gelen lenticchie’ sözcüğünün kaynaklık ettiği lensten, ilk kez 1845 yılında İngiliz astronom John Frederick William Herschell söz etti. İlk lens, 1886 yılında Xavier Galezowski tarafından katarakt ameliyatı sonrasında yaranın iyileşmesi için uygulandı. Özellikle Macaristan’da geliştirilen lens teknolojisi sonrasında cama göre çok daha hafif olan pleksiglas ve PMMA (polimetilmetakrilat) maddesi kullanılarak lensin sadece kornea tabakası üzerinde durabilmesi sağlandı. 1948’de Amerikalı Kevin Tuohy’nin PMMA maddesini kullanarak yaptığı korneal lens, bu alandaki modern çağın başlangıcı olarak kabul ediliyor. 1950’lerde su içeren hidrojel lenslerin bulunuşuyla, lens endüstrisinde bir devrim gerçekleşti. Çünkü oksijenin göze ulaşabilmesini sağlayan bu sistem sayesinde uzun süre kullanılabilir lensler ortaya çıkmış oluyordu. Lenslerin seri üretimini sağlayan spin-cast makinesi 1966’da Otto Wichterle tarafından icat edildi. 1970’li yıllar lenslerin yapıldığı hammaddenin giderek gelişmesine sahne oldu ve silikon, akrilik, florokarbon gibi materyaller lensin kullanımını daha kolay ve sağlıklı hale getirdi. 1996’da icat edilen ‘florosilikon hidrojel kontakt lens’ ile de oksijen geçirgenliği maksimum düzeye çıkarıldı ve lenslerin gece çıkarılması gereksiz hale geldi.








SÜPER EKRAN LENS


Lens endüstrisinde ulaşılan son nokta ise gerçekten bilimkurgu film gibi... İçine devre mekanizması ve ışıklı diyotlar yerleştirilmiş esnek ve saydam bir plastik lensin üretilebilmesiyle gözde sanal bir ekran yaratılması gündeme geldi. Ekran lensinin üretimindeki en büyük zorluk, malzemede ortaya çıkıyor; çünkü beden için kullanılabilen organik maddeler çok hassas, silisyum gibi inorganik maddelerin kullanımını gerektiriyor, oysa devre üretimi çok yüksek sıcaklık ve sağlığa zararlı yardımcı maddeleri zorunlu kılıyor. Ancak bu zorluğu aşma konusunda da oldukça önemli bir ilerleme kaydedilmiş durumda. Halen üzerinde çalışılan kontakt lens, elektronik postaların ve görüntülerin gözün önüne yansıyan sanal ekrandan izlenmesine olanak tanıyor. Bu sanal ekran sayesinde, ellerimizi kullanmadan internete girip elektronik postalarımızı kontrol edebilecek, dilediğimiz görüntüyü izleyebileceğiz. İnternet teknolojisinden yararlanılarak üretilen bu yeni lens, kablosuz bağlantı sayesinde telefona veya internete bağlanarak bilgiyi gözün önüne yansıtıyor. Ayrıca bu süper lenslerin kullanımı çok da kolay. Teknolojinin gerçekten de sonu yok. Geçen yüzyılın ortalarında kısa süreli kullanılabilen lenslerin ortaya çıkışından bu yana görme konusunda alınan yol, çok yakın bir zamanda ‘pırıl pırıl’ bir dünyaya kavuşacağımızı gösteriyor.


 

Hiç yorum yok

YORUM BIRAKMAK DÜŞÜNMEK VE PAYLAŞMAK İLE İÇ İÇEDİR. LÜTFEN DÜŞÜNDÜKLERİNİZİ PAYLAŞIN. YORUMLARINIZLA DAHA ÇOK PAYLAŞILALIM.

www.nerdenduydun.com. Blogger tarafından desteklenmektedir.