Header Ads

Bebekleri hayata bağlayan uygulamalar


YENİDOĞAN YOĞUN BAKIM ÜNİTELERİ ÇEŞİTLİ SORUNLARLA DOĞAN BEBEKLERİN YAŞAMA TUTUNABİLMESİ İÇİN HİJYENİK BİR ORTAM, SON TEKNOLOJİ ÜRÜNÜ CİHAZLAR VE UZMAN BİR EKİPLE ÇALIŞIYOR.

 Yenidoğan yoğun bakım üniteleri, doğumdan hemen sonra annesinin yanına gidemeyecek durumda olan bebeklerin tüm sorunlarım ele alan bir ortam ve ekipten oluşuyor. Bu ünitede çok erken ya da düşük kilolu doğan bebeklerin yarımda, gününde ve normal kilosunda doğan ancak yaşama henüz adapte olamayacağı düşünülen bebekler de olabiliyor. Acıbadem Atakent Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Neonatoloji Uzmam Dr. Sibel Özbek, yenidoğan yoğun bakım ünitelerine alman bebeklerin özelliklerini ve bu bebekleri hayata bağlayan uygulamaları anlattı.

BÜYÜK BEBEKLER
34 haftanın ya da iki kilonun üstünde olan bebekler doğduktan sonra bir problemleri yoksa hemen anne yanına gidebiliyor. Ancak anne karnındayken tanısı konmuş kalp hastalıkları, nöral tüp defektleri (omuriliğin bir bölümünün zarla kapalı olması), ciddi böbrek ya da sindirim sistemi anomalileri olan bebekler veya doğduktan sonra solunum problemi gözlenen normal kiloda doğan bebekler doğrudan yoğun bakıma alınabiliyor. Dr. Özbek, bazen sağlıklı doğması beklenen bebeklerin doğum eylemi sırasında oksijensiz kalma, nabız ve solunum durması, kordon dolanması gibi sıkıntılar yaşadığını ya da doğduktan sonra akciğerlerindeki sıvıyı atmakta zorlanabildiğini ve bu nedenlerle yoğun bakıma alınabildiğini söylüyor. Bebekte beslenmeyi engelleyecek dudak damak yarığı gibi anomaliler de gününde doğan bebeklerin yoğun bakıma alınmasını gerektiren ender nedenler arasında yer alıyor.
"24 haftanın üstünde doğan bebekler 3 2 -3 4 . haftaya kadar yenidoğan yoğun bakım ünitelerinde kalabiliyor. Beslenmeye adapte olup, çeşitli sorunları çözüldükten sonra ise annelerinin yanına veriliyor. "

BEBEKLERİN ADIM ADIM BAKIM SÜRECİ 
Yenidoğan yoğun bakım ünitelerinde bebekler vücut ısılarını koruyan ve ısıtan, aynı zamanda dış ortamın enfeksiyonundan, gürültüsünden ve ışığından koruyan kuvözlerde bakılıyor. Her bebeğin kalp atışlarını, solunum sayısını ve oksijenlenmesini izleyen monitörizasyon cihazları bulunuyor. Kendi kendine solunumunu sürdüremeyen bebekler ise ventilatör denilen solunum cihazına bağlanıyor.

YOĞUN BAKIMI EKİBİ 
Yoğun bakım ekibinde bir neonatolog yani yenidoğan yoğun bakım uzmanı, bir çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı, sorumlu hemşire ve ekibi bulunuyor. Dr. Sibel Özbek, yenidoğan yoğun bakım ekibinin olmazsa olmazının deneyimli yoğun bakım hemşireleri olduğunu belirterek, “Bir bebeğin muayenesini yaptıktan ve tedavisini düzenledikten sonra onun bakımını, temizliğini, beslenmesini, izlenmesini hemşirelerimiz sağlıyor” diyor. Özellikle küçük bebeklerin hayata bağlanabilmeleri için en önemli konu enfeksiyon kapmamaları. Bunun için de yoğun bakım servisinin temizliği büyük önem taşıyor. Temizlik personeli kullanılan aletleri sterilize etmeli, hemşireler ellerini dezenfekte ettikten sonra bebeğe dokunmalı, bir bebekten diğer bebeğe geçmeden yeterli el dezenfeksiyonunun sağlanmasına çok dikkat edilmeli. Dr. Özbek yoğun bakım ünitelerinin zemininin, duvar boyalarının ve ortam havalandırmalarının özel olarak tasarlandığını da belirtiyor.

ANNE İLE İLK TEMAS

 Dr. Sibel Özbek, annelerin doğumdan sonra bebeklerini görebilecek sağlık düzeyine ulaştıkları anda bebeğin anne ile tensel temasını mutlaka sağladıklarını belirtiyor: "Bebek yoğun bakımda kalıyorsa anne günde en az iki kez, gerekli hijyeni sağladıktan sonra bebeğini görebiliyor. Adaptasyon sürecinde emebilecek düzeyde olan bebeklerin, kuvöz başında ve hemşire gözetiminde annelerini emmeleri sağlanıyor. Bebek emecek duaımda değilse, anne sütü düzenli aralıklarla sağılarak bebeklere veriliyor. Annenin sütü yoksa bebeğin durumuna uygun formül mamalar devreye giriyor. Anne sütü alan küçük prematüre bebeklerin eksik kalan kalori ve protein ihtiyaçlarını karşılamak için besin takviyeleri anne sütüne ekleniyor." Doğumsal kalp hastalığı, nöral tüp defekti, diyafram hemisi (karın içi organların göğüs boşluğunda olması), bağırsakta delinme, tıkanıklık darlık gibi tanıları olan bir bebek, yoğun bakım ünitesine alındıktan sonra ilgili bölümlerle konsülte ediliyor. Tanı konulduktan sonra acil cerrahi gerekip gerekmediğine karar veriliyor. Ameliyat karan verilen hastalar postop dönemde beslenme ve anneye adaptasyon dönemi için bir süre daha ünitede kalıyor.

PREMATÜRE BEBEKLER 

34 haftadan önce ya da iki kilodan düşük doğan bebeklerin beslenmeleri ve dış dünyaya adaptasyonları için yoğun bakım ünitesine alınmaları, yaşama adapte edildikten sonra annelerinin yanına verilmeleri gerekiyor. Dr. Sibel Özbek, yenidoğan yoğun bakım ünitelerinin gelişmesiyle birlikte 24 haftanın üstünde doğan bebeklerin yaşatabildiğini, bu bebeklerin 32.-34. haftaya kadar yenidoğan yoğun bakım ünitelerinde bakıldığını, beslenme, solunum gibi çeşitli sorunları çözüldükten sonra annelerinin yanına verildiklerini söylüyor.

YENİDOĞANDA İLK İNCELEMELER

 Doğumdan sonra hemen anne yanma alınanlar dahil, tüm bebekler mutlaka belli incelemelerden geçiriliyor. Dr. Sibel Özbek bu kontrolleri şöyle sıralıyor: • Her iki burun deliğinin açık olup olmadığına bakılıyor. Bazı bebeklerde burnun arka duvarlarının kemik ya da mukoza ile kapalı olduğu durumlara rastlanabiliyor (koanal atrezi).
 • Yemek borusunun mide ile devamlılığı, sonda ile girilerek kontrol ediliyor.
• Bebeğin anüsünün açık olup olmadığına ve rektum devamlılığına ince sonda ile birkaç santim girilerek bakılıyor.
• Gözle görülür anomaliler kontrol ediliyor.
• Muayene ile anlaşılabilen kalp ve solunum sistemi hastalıkları araştırılıyor.
• Bazı bebeklerde ciltte görülen döküntüler, parmak anomalileri, değişik kafa şekilleri ve benzeri bulgular ciddi başka problemlerin belirtisi olabileceği için, bu bebeklerde gerekli diğer tetkikler yapılıyor. (Örneğin kulak önünde küçük bir polip görülen bebek, olası böbrek anomalisi yönünden batın ultrasonu ile araştırılıyor.)
• Diyabetli annelerin bebekleri bağırsak ve kalp sorunlan açısından inceleniyor. Aynca kan şekeri, kalsiyum, magnezyum düşüklüğü için belli saatlerde kontrolleri yapılıyor.
• Düşük doğum ağırlığı olan bebeklerde kan şekeri ve hemogram (kan sayımı) takip ediliyor.
• Anne yanında olan bebeklerin günlük tartı takipleri ile anne sütünün gelip gelmediği de kontrol ediliyor.
• Anne-bebek arasında ABO ve RH kan uyuşmazlığı tayini ve bebeğin erken sanlık riski nedeniyle takibi yapılıyor.
• Taburcu öncesinde bebeklerin kan sayımlan ve sarılık düzeylerine bakılıyor. Ayrıca konjenital hipotiroidi ve doğumsal metabolik hastalıklar yönünden tarama testleri için topuktan kan alınıyor.


kaynak: acıbadem hayat dergisi yaz 2014 sayı 12 sayfa :48-49

Hiç yorum yok

YORUM BIRAKMAK DÜŞÜNMEK VE PAYLAŞMAK İLE İÇ İÇEDİR. LÜTFEN DÜŞÜNDÜKLERİNİZİ PAYLAŞIN. YORUMLARINIZLA DAHA ÇOK PAYLAŞILALIM.

www.nerdenduydun.com. Blogger tarafından desteklenmektedir.