Header Ads

Mahallenin gayrimeşru abisi Murtaza,

Mahallenin gayrimeşru abisi Murtaza, ipe sapa gelmez, düzen tutmaz, yaramaz adamın tekiydi.  Murtaza'nın hayatı vur kırla geçmiş, bilinen bir kabadayı ahlakı da yoktu. Güçlü güçsüz ayırmaz,  şiddet düşkünü, ehlileştirilemeyen vahşi bir hayvan gibiydi. Onu gören ite dalaşacağıma çalıya dolaşırım derdi. 
Yıllarca mahallede sindirip bezdirmediği adam kalmamıştı. Tek mahalleli olsa yine iyi mahallenin alt kısmında inşaat çalışmaları vardı onlar bile işe Murtaza etraftayken başlayamaz: çivi dahi çakamazdı. Beş katı beş senede bitiremeyen müteahhit, bu mahalleden nasıl bu kadar ucuza arsa kapattığını bu acı tecrübeyle anlamış oldu. 
Mahallede Murtaza'dan izinsiz düğün olmaz, davul çalınmaz, ıslık bile çalanın boğazına düğümlenirdi. Düğünü olacak adam da Murtaza'dan izin alacağına evlenmekten vazgeçerdi.
Esnafı ve mahalle eşrafını canından bezdirmişti. Haraç almadığı yer içip dağıtmadığı dükkan kalmamıştı. Kim zaman haddin aşar başka kabadayılara mafya gruplarına, polislere, gayrimeşru dediği adamlara da çatardı. Murtaza'nın yanında kimse olmazdı. Onunla beraber iş çevirmeye kalkan bir süre sonra Murtaza tarafından ya bıçaklanır yada adamakıllı dövülürdü.   Mahalleli canından bezmiş bir halde ihtiyarlar ile  bir araya gelip bir çare düşünelim dediler. Dediler demesine de, ne yapsalar Murtaza'ya işlemiyordu. İhtiyarlar toplanıp Murtaza'yla konuşmaya gitti. Gitmez olaydılar,bizim Murtaza'nın parlak saatine denk gelince koca koca adamlar bir araba dayak yediler. Kahvede kafa göz sargılı otururken Hamdi Dayı "bu işi çözse çözse imam efendi çözer dedi. toplanıp aşağı mahallenin imamına gittiler. İmam Erzurumluydu. Şeker gibi dili vardı bilgisi derya denizdi. Hele vaazları başka semtlerden üşenmez gelirlerde: cami dolar taşardı "siz hiç telaşlanmayın dedi". "Allah'ın izniyle ne Murtaza'ları adam ettik de: cemaatimize kattık" dedikten sonra sözleştiler  dört gün sonra imam ikindi arası çıktı geldi.
-"Gösterin bakalım şu keratayı"
Murtaza'nın o sıra uzatmalı sevgilisi olan Mehtap. Murtaza'nın evinde ne var ne yok almış kaçmıştı. Evi tamtakır gören Murtaza. fırtına yutmuş gibi evden çıkıp. ceketini yellendire yellendire, yengeç gibi yürüyordu. Şeker hoca tam da bu zamanda önüne atılıverdi.

-dur bakalım evladım.    

demeye kalmadan Murtaza aşağıdan yukarı kürek gibi eliyle tokadı bir savurunca imam kuş gibi uçuverdi. Mahallenin ihtiyarları durur mu, saniyesinde ortada bir tane adam kalmamıştı. Murtaza gözden kaybolunca yerde boylu boyunca yatan imamı alıp eve götürebildiler. "imama da ayıp oldu" diyebildiler sadece 
 Bu böyle devam etti gitti. Kimi getirdilerse olmadı. Nereye başvursalar olmadı. Mahalleli de bir yandan dayağa alışmış daha kolay düşer yıkılır filmlerdeki figüranlar gibi artistik düşüşler yapmaya başlamıştı. Murtaza'nın huyunu suyunu bildikçe dayak daha kolay gelmeye başlamıştı. Sonra yavaş yavaş  mahalleli de bu dayaklara alışmış. işi git gide oyuna vurmuşlardı. 

Mahalleye yeni gelen birileri olursa mahalleli çayı çekirdeği alıp yüksekçe bir yerde seyir için beklerdi.  Yeni gelenler Murtaza içinde eğlenceli olurdu. Çünkü durumu bilmediklerinden olayın çaylaklığıyla dayağa direnip hatta birazda diklenip kahramanlık yapmaya çalışırlardı. Tabi ki  mahalleli bu duyguyu unutalı yıllar olmuştu dayak başlayınca kimse gurur yapmaz, patlamış mısır gibi sağa sola savrulur baygın numarası yaparlardı. Murtaza da Allah var yerde yatana vurmazdı. Zaten kürek gibi eliyle vurduğu yerden kalkamazdı artık kahraman aramayı da bırakmışlardı Murtaza mahallelinin olayı olmaya başlamıştı yalnız Murtaza  son vukuatında çok abartmış uzak mahallere de bulaşmıştı. Genç ihtiyar demeden sıra dayağı çekince, mahalleli toplanıp: sopalarla, taşlarla, küreklerle Murtaza'ya saldırmış öldüresiye vuruyorlardı. Murtaza hacı yatmaz gibi darbe aldıkça geri kalkıyor zor bela birine bir tokat atıyor tokat attığı adam feryat figan düşüyordu. Amerikan filminde görsen inanmazsın ama Murtaza düşüp düşüp kalkıyordu. Murtaza efsunlu gibi darbe aldıkça kükrüyor daha bir saldırgan oluyordu. Zaten anlatılan bir hikaye vardı Murtaza doğduktan sonra Dervişin biri gelmiş bizimkinin ağzına tükürmüş tükürdükten sonrada bu kamyonun altında kalsa kamyonu kaldırır kalkar,insanlar bunun üzerine çullansa o insanların üstüne çullanır demiş.O zamandan bu zamana bu hikaye efsane gibi dilden dile dolaştı.Neyse biz  dayağımıza geri dönelim, mahalleli ufak ufak sıyrılmaya başladı. Voltasını alan, kapı pencere kilitliyordu hemen kala kala  üç  dört kişi yalnız kaldıklarını fark edememişlerdi bile erkekliğin onda dokuzu kaçmak derler bunlar kaçmayı bile fırsat bulamayan onda birlik zavallı azınlıktı. Haliyle mahalleli  adına tüm dayağı yediler. haftalarca hastanede yattılar  mahalleli artık Murtaza'ya alışmış, onun yokluğunda işini gücünü halleder olmuştu. Kimse hayatından memnun değildi fakat artık herkes alışmış feryat figan eden kalmamıştı. Çok sonra bir gün bir haber geldi Murtaza çok büyük bir kaza geçirmiş kırılmadık kemiği kalmamıştı uzunca bir süre evde dinlenmesi gerekiyordu. 
Kış vaktiydi, saatlerin donduğu boruların patladığı her türlü canlının kuytuya çekildiği bir kıştı mahalle de  üst üste birbirinin üzerinden bakmaya çalışan gecekondular vardı. Öyle dik yamaca kurulmuştu ki bu evler birini itiversen sanki hepsi vadiye yuvarlanacak gibiydi. 
Kömür ve yokluk kokan bu mahalle kış geldiğinde terkedilmiş bir şehre dönerdi.Yaşam belirtisi sadece tüten kömür dumanıydı. 

Murtaza sıkılıyordu. Ayağı topal kolu işlevsizdi. Yanda muhtarın evi vardı. Muhtarı da çok dövmüştü zamanında fakat bu sakatlık hali onu biraz yumuşatmış en azından iyileşene kadar dizginlemişti. Yine de kükreyip sağa sola bağırıyordu fakat tam kaynamamış kaburga kemiklerinin acısını saçının ucuna kadar hissediyordu. muhtarın sosyoloji öğrencisi bir yeğeni vardı ufuk. Bazı hafta sonları gelir çamaşırlarını getirir birazda ev ortamı görsün diye dayısı alır, getirirdi.Bu haftada gelmişti. Yanında da Sefer isimli bir arkadaşı vardı. Sefer taşralı tuhaf bir çocuktu. İlk kez gördüğü başkentte kendini farklı hissediyor felsefenin ve çevrenin etkisiyle kendini taşradan arınmış bambaşka bir galakside kimsenin yaşamadığı bir yere gelmiş gibi havalı ve özel hissediyordu. Bu manasız hisleri sırtını çevirdiği taşralı saflığıyla yaşıyordu yine de Sefer gündelik konuşmalara dahi yabancı kelimeleri gereksiz şekilde serpiştirip basit bir şeyi kavramlaştırıp anlaşılmaz hale getiriyordu. Basit bir konuyu dahi kelime salatası yapıp uzaydan gelmiş biri gibi cümleler kuruyordu. sonra ne dediğini kendide anlamıyordu. Muhtar ve ihtiyar kadın Sefer'in anlamsız sözlerini dinleyip birbirine bakıyor,aynı anlamsız ifadeyi görünce gülüp rahatlıyorlardı. Yine bir akşam yemek sonrası çay içilecekti kapı çalındı yaşlı kadın kapıya doğru seğirtti. Kapıda bıyığı buz tutmuş Murtaza vardı. Buyur etti kadın. Herkes inceden bir gerildi. Yaklaşan bir afet gibiydi Murtaza,sakat olsa bile nasıl olsa iyileşecekti. Murtaza bütün gün evdeydi. Çalabildiği tek kapı muhtarın kapısıydı. Muhtarda hoşnuttu bu durumdan Murtaza'nın ahbaplığını kazanabilirse bir nebze rahatlarız diye düşünüyordu. genelde  Murtaza'nın ziyaretlerinde Murtaza kimseye ağzını açtırmaz, mapusane anıları racon kesmeleri, karakolda yediği dayakları, aldığı yaraları, kahramanlıklarını anlatır anlatır bitiremezdi. Herkes Murtaza'nın ciğerini bilir de "cık" diyemezdi. Bu akşamda sohbette hiç tanımadığı bir  genç vardı, normalde kimse Murtaza'ya ağzını açmazdı. Anlatır dururdu fakat Sefer'inde durum hoşuna gitmişti. taşralı saflığıyla sohbete balıklama atlamış aradan ha bire laf almaya çalıyordu. Muhtar bir yandan Ufuk bir yandan dürtseler de ne fayda  sefer coşmuştu bir kere. Karmakarışık türkçesiyle bir şeyler anlatmaya başladı. Murtaza başta tuhaf tuhaf baktığı genci: sohbet içinde dinlemeye başlamış dinledikçe susmuş, sustukça hayran hayran gence bakmaya başlamıştı. Gecenin sonunda akvaryumda anlamsız bakan balıklar gibi Sefer'e bakıyordu. Sefer onu etkisine almıştı ne anlattığını kimse anlamıyordu. Murtaza da büyük ihtimal anlamıyordu fakat büyülenmişti. Konuşmuyor bu sıkıcı nutukları dinliyordu. Gece bittiğinde ne çayından bir yudum almıştı ne de ağzına bir çerez atabilmişti.  Bu geceden sonra arada aylar geçmiş Murtaza iyileşmişti 4-5 aylık tatilden sonra Murtaza'nın naraları bağırtıları da başlamıştı.  O akşam Sefer ve Ufuk da muhtarın evine gidiyordu, Murtaza Sefer'i görünce narası  bıçak keser gibi kesiliverdi. Suçlu bir çocuk gibi eğiverdi başını. Herkes şaşkındı. Murtaza utançla sıvışıverdi oradan. Mahalleli koşa koşa evine barkına sığındı 

-kaçın ağalar kaçın Murtaza bile bundan korkuyorsa eli nasıl ağırdır köpoğlunun!
29 08 2016 19:44 U.K.





Hiç yorum yok

YORUM BIRAKMAK DÜŞÜNMEK VE PAYLAŞMAK İLE İÇ İÇEDİR. LÜTFEN DÜŞÜNDÜKLERİNİZİ PAYLAŞIN. YORUMLARINIZLA DAHA ÇOK PAYLAŞILALIM.

www.nerdenduydun.com. Blogger tarafından desteklenmektedir.