Header Ads

SKOLASTİK DÜŞÜNCE İLE SPASTİKLEŞMİŞ EĞİTİM VE ÖĞRETİM SİSTEMİ




İnsanların geriye gitme, gerileme veya aptallaşma gibi bir evrimsel süreci yoktur.  


Tam tersine insanlar her durumdan ilerliyerek ve daha da zekileşerek çıktığı evrimsel bir süreç içinde olan genlere sahip olarak yaratılmıştır.

 Özellikle sosyal bir hayatı olan insanlar için bu süreç çok daha hızlı gelişmektedir. Zaman çizgisi içinde bu özelliğimizin ne kadar güçlü olduğunu çok rahat takip edebilirsiniz.Özellikle şu an ki arkeolojik buluntular ışığında insanların toplu halde yaşamaya başladığı döneme denk gelen son 20 bin yılda, bu açık bir şekilde görülmektedir.
Geçmeye dayalı öğretim sistemi 
Durum böyle olunca bazı meslek gruplarının toplumu şekillendirmede ön plana çıktığı dönemler başlıyor. Antik çağda Yunan kültüründen ve dilinden bize kalan Skolastik sözcüğü, σχολεῖον,(Scholeion), σχολή (Schole), sözcüklerinden gelmektedir. Bu sözcüklerin anlamı ise boş zaman,boş zamanlar da yapılan bilgi ve tecrübelerin konuşulduğu,tartışıldığı yer anlamındadır. Bu terim daha sonraları özellikle hiristiyanlığın yayılmasından sonra dinle birleştirilerek bugün bildiğimiz skolastik düşünce yani okul felsefesi haline gelerek doğru ve sistemli düşüncenin,bu anlam önemlidir, 

...zira skolastik felsefe, ortaçağ düşüncesinde doğru'nun zaten mevcut olduğu düşüncesine ve felsefenin okullarda okutularak öğretilmesine dayanan bir yaklaşım sergiler. Bu felsefenin temeli teolojidir, ona dayanır ve onu desteklemeye çalışır.Skolastik felsefe, Hiristiyan inancının felsefi anlamda temellendirilip sistematize edilmesi yönündeki çabalardan meydana gelmiştir. Orta Çağın belirli bir döneminden itibaren tüm felsefe etkinliği skolastik zemininde gerçekleştiği için, ortaçağ felsefesi denildiğinde akla gelen genellikle skolastik felsefedir. 

Bu yüzden de bu düşünce;dar düşünce, sınırlandırılmış düşünce ya da yasakçı düşünce de diyeceğimiz bir düşünce olarak anlaşılmıştır. Halbuki en başta tam tersi olarak insanların bilgiyi tek taraflı değil her yönüyle tartıştığı boş ve serbest zamanlarında yaptıkları yerlerdi. Bu sayede düşünceler gelişmiş onunla birlikte bir çok yeni felsefi akım ortaya çıkmıştır. Sanırım bunun tehlikesini gören o dönemin söz sahibi olan din adamları bu sözcüğün daha sonra başlarına iş açmaması için anlamını değiştirme ve yine dinle özleştirme yoluna gidip yozlaştırmışlardır. İşte bu yozlaşmanın sonucun da Avrupa için geçerli olan orta çağ karanlığı başlamış ve uzunca bir dönem Avrupalılar bu yozlaştırlmış eğitim sistemi ile yaşamıştır.İnsanın doğasında olan ilerlemeci yapısı ise buna en fazla 500 yıl dayanmış ve koşullarında olgunlaşmasıyla birlikte Rönesans ve reform hareketleri olarak bildiğimiz atılımları gerçekleştirmişlerdir.
Türkiye eğitim ve öğretim sistemi

İşte günümüz Türkiye'sinde de algılanan eğitim ve öğretim düşüncesi maalesef orta çağdan kalan bir zihniyetin devamı gibidir. Okul sözcüğünün köken olarak anlamının boş zamanlarda bilginin tartışıldığı ve konuşulduğu yer olduğunu school,schola,schule,ekol ve bizde ki okul haline döndüğünü ama en kötüsü bizde ve birçok geri kalmış diğer adları ile gelişmekte olan ülkelerde ise yasakçı bir öğretim ve eğitimin uygulandığı yerler olarak karşımıza çıkmakta. Bununla ilgili en büyük sıkıntının kaynağını ise hep gözlerden kaçan ve kaçırılan akademik ortamın olduğunu düşünmekteyim. Üniversitelerimizde okuyan öğrencilerimizi yetiştirmek ve olan biteni öğretmekle sorumlu olan bu insanların para ve güç kaygısıyla yaptıkları işin çarpıklığını yaşamaktayız toplum olarak,eğer üniversitelerde ki öğretim görevlileri ve hizmetlileri bu kaygıları taşımadan mesleklerini yapabilseydiler bu çarpıklıklar da yaşanmamış olacaktı. Onların davranışları mezun olacak öğrencilerinin çoğunun davranışlarını etkilemiş yanlışlarını devam ettirmelerine sebep olacaktır. Bilginin değilde biat etmenin,birbirlerinin yanlışlarını örtmenin sistemlerinin öğretildiği bu ortamlar işte bize şu an ve daha sonra da yaşayacağımız,eğitim,sağlık ve adalet kurumlarımızın bozuk çarklarla işlemesine neden olmuş ve olacaktır.
Sonuç olarak ülkemizde ve dünyamız da bir meslek vardır ki para ve güç kaygısı  ile yapıldığı anda faydası olmayan ve ileriye dönük zararları olan, sadece zamanı doldurmak,denileni yapmaktan öteye gidemeyen meslek olarak karşımıza çıkmaktadır.Kendilerini öğretmen olarak görmeyen ve bu kaygılarla öğrencilerini yetiştiren bu bilim insanı olarak adlandırdığımız kişilerin özlük hakları ve konumları değişmediği sürece eğitimde,sağlıkta ve adalette ve sonrasında da diğer tüm meslekler de iyileşme beklemeyelim.Bir profesörün para ve güç kaygısı ile seçtiği alt kadroları,toplumunda bu kaygılardan nasibini alıp bugün şikayet ettiğimiz birçok toplumsal çarpıklığa sebep olduğunu düşünmekte ve görmekteyim. Bir profesör,onlarca doçenti,onlarca doçent binlerce öğrenciyi,binlerce öğrenci ise bırakın toplumu dünyaları kurtarır.



Son olarak Twitter da benim duygularıma tercuman olan bir yazıyı değiştirerek paylaşıyorum.  

Öğrencileri "iş" olarak görmeyen, müfredata değil de özgür düşünceyi öğreten ve davranışalarıyla da iyi bir eğitim sağlayan tüm öğretim ve eğitim görevlileri ile hizmetlilerinin SESLERİNİ DUYURMALARINI, GÜÇLERİNİ GÖSTERMEYE DAVET EDİYORUM.
24.11.2011
Düşünmek ve Paylaşmak Dileğiyle

1 yorum:

  1. Bloğunuzdaki paylaşımlar düşünceli ve ilginç ve bloğunuzu sıklıkla takip ediyoruz. CSS tasarim olarak paylaşımlarınızın devamını dileriz.

    YanıtlaSil

YORUM BIRAKMAK DÜŞÜNMEK VE PAYLAŞMAK İLE İÇ İÇEDİR. LÜTFEN DÜŞÜNDÜKLERİNİZİ PAYLAŞIN. YORUMLARINIZLA DAHA ÇOK PAYLAŞILALIM.

www.nerdenduydun.com. Blogger tarafından desteklenmektedir.