Header Ads

Cennete Gitmek İçin Ne Yapmalı?


İnsanlar binlerce yıl boyunca inançlarını doğru yaşayabilmek adına inanmak istedikleri gibi yaşadılar. Ne demek şimdi bu inanmak istedikleri gibi yaşamak? 
Dinler ve insanlık tarihi incelendiğinde doğa karşısında bilgisiz kalan insanlar kendilerini güvende tutacak fikirlere inandılar daha sonra bu fikirler öğretilere, öğretiler dinlere, dinlerde tapınmalara dönüştü. İnancı insanlar duygusal bir boyuttan, somut görünür bir hale getirmeye başladılar. Bu görünür hale tapınmak denir. 

Cennete gitmek isteği nedir? Cennetlik olmak için yanlış yollardan nasıl uzak durulur? Allah ile kandırılmayı nasıl engelleriz?


Sahte İmamlar Topluma En çok zarar verenlerdir


Hani bir laf vardır ya "İbadet de, kabahat de gizlidir." işte insanlığın ibadetini gizlemeden göstererek tapınma eylemine dönüştürmesi tamamen kabahati olanların kabahatini gizleme yöntemi olarak keşfetmelerinden ortaya çıkmıştır. Bütün dinler için geçerli olan bir yönteme dönüştü. Kılığı kıyafeti, sakalı ile daha sonra hareketleri ve sözleri ile, Musevi elinde tevradı başında kippa'sı, Hıristiyanı elinde incili ağzında incil sözleri, İslamiyette üzerinde cübbesi,elinde kuranı kerim ağzında ayetler ve kıldığı namazlar. İnsanlar bunları yaptığında Allah'ı memnun edeceklerine inandırıldılar. En büyük sorunda ondan sonra çıktı. Her gördüğümüz sakallıyı iman eden cennetliklerden sandık.



İmam Sıtkı Efendi, abdestsiz yere basmayan, her oturup kalkışta besmele çeken, elinden teşbih düşmeyen, dilinden dua eksik olmayan bir adamdı. Gel gelelim oğlu haylazın, ipsizin biri idi. İmam Sıtkı Efendi, tek Çocuğunun bu durumuna çok üzülmekteydi. öğüt, bağırma, çağırma, hiç bir işe yaramıyordu. Oğlan gece gündüz içiyor, kumar oynuyor, çalıp çırpıyor, kadına kıza sarkıntılık ediyordu.

Zavallı imam Sıtkı Efendi, ne yapsın, tek çocuğu olduğu için yine de haylaz oğlunu seviyor du.

Günün birinde imam Sıtkı Efendi hastalanıp yatağa düştü. Artık öleceğini anlamıştı. Oğlunu başucuna çağırdı,

Oğlum, ben göçüyorum, dedi, sen benim ciğerimin parçası, yüreğimin yarısısın. Fakat dünyada pek çok günah işlemektesin.. Öldüğün zaman cehenneme gideceğin muhakkak. Senin cehennemde cayır cayır ya nacağını düşündükçe çok üzülüyorum. Senin çektiğin cehennem azabı yüzünden bana cennet cehennem  gibi gelecek. Onun için öldüğün zaman mutlaka cennete gel, beni bul. Belki sana bir yardımım  dokunur. Unutma sakın, beni cennette bul...

İmam Sıtkı Efendinin son sözleri işte bunlar olmuştu.
Bir üçkağıtçının kendini saklamak için cami hocası kılığında dolaştığı "Kertenkele" adlı diziden bir sahne
Babası öldükten sonra kendisini büsbütün içkiye, sefahate veren oğlan uzun zaman yaşamadı.Bir gece sarhoş halde meyhane de kavga ederken düşüp öldü, öbür dünyaya gitti. Henüz Tanrısal yargılamadan geçmediği için ne cehenneme, ne cennete sokulmuştu. Aklına babasının son sözleri geldi. Kendi kendine gidip babamı arayıp bulayım! dedi. Cennete girdi, aranmaya başladı. Cennetin altını üstüne getirdi, bakmadık aramadık köşe bucak bırakmadı, ama babasını bir türlü bulamadı. Cennette oturanlara sordu, Hiç kimse babasını tanımıyordu. Meleklerden biri,

Burada öyle bir kimse yok! dedi.

öyleyse nerede olabilir?

Melek,Bir de cehenneme bak! dedi.

İmam Sıtkı Efendinin cehennemde olma ihtimali yoktu ama, oğlu, belki misafirliğe gitmiştir, diye oraya girdi. Cehennemde döndü dolaştı, her yanı her yöreyi aradı, taradı, babasını orada da bulamadı. Cehennemde oturanlar,

Burada öyle bir kimse yok tur! dediler.

Zebanilerden birine sordu:

Cennette yok, cehennemde yok... Bu adam nereye uçtu?

Zebani,

Bu cehennemin altında bir gayya kuyusu vardır, dedi, günahları cehenneme sığmayanları oraya atarlar. Sen bir kere de gayya kuyusuna in bak!

Oğlan, gayya kuyusuna İndi, biraz dolanıp aranmaya kalmadı, babasını gördü. İmam Sıtkı Efendi kahkahalarla gülüyordu.

Oğlan büyük bir şaşkınlık için de,

Aman baba, senin burada işin ne? diye sordu
Dini sadece Namaz'a indiren din simsarları


Sıtkı Efendi,

Ne yapalım evlâdım, dedi, beni işte buraya attılar, benim yerim burası imiş!

Peki, neden öyle durmadan gülüyorsun? Demek keyfin yerinde...

İmam Sıtkı Efendi

Keyiften değil evladım dedi, baksana altımda birisi var ne yapıyor?

Oğlan eğilip baktı ki, babasının altındaki adam, İmam Sıtkı Efendinin koltuk altlarını hem yandan boyuna gıdıklıyor, hem de kendisi kıkır kıkır gülüyor.

İmam Sıtkı Efendi,

Anladın mı neden güldüğü mü oğlum, dedi, altımdaki Müftü Efendi gıdıklıyor da ondan gülüyorum.

Büsbütün şaşırarak oğlan, eğilip babasının altındaki adama sordu:

Peki, sen neden böyle gülüyorsun Müftü Efendi?

Müftü,

Nasıl gülmeyeyim evladım dedi, şu altımdaki Şeyhülislam Efendi hazretlerine baksana, durmadan ayaklarımı gıdıklıyor.

Aziz NESİN Zübük Dergisi

1 yorum:

  1. Serhan2:47 ÖS

    Her güzel düşünceyi kendine göre şekillendirmeye çalışacak olan insanlar hakkında yazılmış bir güzel yazı. Bu konu sadece dinler için geçerli değil aynı zamanda tüm ideoloji ve inançlar içinde maalesef geçerli, bana göre insanlar bilgilerini netleştirmediği sürece,bunlar bilimseldir bilime dayalıdır diye bile kandırılabilir ki son dönemlerde sık sık sağlığımız ile ilgili olduğu söylenen bir çok yalan haber gibi. Bir profesör söyledi diye araştırmadan,bakmadan hemen doğru bu diyen azımsanmayacak kitle vardır.

    YanıtlaSil

YORUM BIRAKMAK DÜŞÜNMEK VE PAYLAŞMAK İLE İÇ İÇEDİR. LÜTFEN DÜŞÜNDÜKLERİNİZİ PAYLAŞIN. YORUMLARINIZLA DAHA ÇOK PAYLAŞILALIM.

www.nerdenduydun.com. Blogger tarafından desteklenmektedir.