Header Ads

Kalp krizi nedenleri ve korunma yolları

Kalbinize sahip çıkın 
 DÜNYANIN EN ÖNEMLİ SAĞLIK SORUNLARI ARASINDA GÖSTERİLEN KALP VE DAMAR HASTALIKLARININ, UZUN SÜRE DAHA BİR NUMARALI ÖLÜM NEDENİ OLMAYA DEVAM EDECEĞİ TAHMİN EDİLİYOR. OYSA HAYAT BİÇİMİMİZDE YAPACAĞIMIZ KÜÇÜK DEĞİŞİKLİKLERLE KALP SAĞLIĞIMIZI KORUYABİLİRİZ

Çağımızda, metropoller başta olmak üzere bütün kentlerde süregiden hızlı yaşam tarzı, birçok sorunu da beraberinde getiriyor. Saatle yarışarak işe gidip gelmeye, ayaküstü atıştırmalara dayanan bu 'koşa koşa' yaşam tarzı, insan sağlığını tehdit eden hastalıklara yol açıyor. Kalp, damar rahatsızlığı ise bu hastalıklar arasında en önemlisi kabul ediliyor; çünkü dünyada olduğu gibi ülkemizde de tüm ölüm nedenlerinin yarıdan fazlasını kalp-damar hastalıkları oluşturuyor.


AH ŞU KENTLEŞME!

Ülkemizde ölüm nedenlerinin başında gelen kalp-damar hastalıklarının son 25 yılda bu kadar hızla artmasının nedenlerinin başında, hızlı kentleşme geliyor. Kent yaşamı, ev ile iş arasında her gün yaşanan trafik stresi ve geçim kaygısından ibaret değil. Biraz nefes alabileceğimiz yeşil alanların hızla yok olması, bitişik binaların havasız bıraktığı sokaklar, doğal dengenin giderek bozulması, yediğimiz içtiğimiz her şeye giren katkı maddeleri... Hepsi kentleşmeyle birlikte çağımız insanının karşısına çıkan sorunlar. Modern çağın insan hayatını kolaylaştıran, bir zamanlar sadece hayal edilen şeyleri gerçek kılan teknolojik gelişmeleri, kalp-damar hastalıklarında artışın bir diğer nedeni. Eskiden bedensel efor harcayarak yaptığımız pek çok şeyi artık makineler yapıyor. Geçen yüzyılın başında bilim kurgu eserlere konu olan robotlar, artık hayatın her alanında kullanılıyor. Bu olanak bir yandan hayatımızı kolaylaştırırken diğer yandan bizleri fiziksel olarak tam anlamıyla ha reketsizliğe itiyor. Uzun zamanımızı karşısında geçirdiğimiz televizyon ve bilgisayarın da bu hareketsizlikte oldukça önemli bir payı var. Kent hayatı, sağlığa zararlı beslenme alışkanlıklarını da beraberinde getiriyor. Hayvansal ve doymuş yağların bolca kullanıldığı 'fast-food' restoranları, marketlerde satılan hazır gıdalar giderek sağlıksızlaşan kuşaklara neden oluyor. Kalp-damar hastalıklarını tetikleyen bir başka önemli neden de sigara tüketimi. Son yıllarda sigara karşıtı kampanyaların etkili olmasına rağmen, sigara tüketimi bugün hâlâ erkeklerde yüzde 70, kadınlarda yüzde 40 düzeyinde.



RİSKİ YÜKSEK KİŞİLER NELER YAPABİLİR?
İyi kolesterol (HDL) ve kötü kolesterol (LDL) oranları en ideal seviyeye diyet ile çekilemiyorsa, kolesterol düşürücü ilaç kullanmalı ve düzenli kontrol yaptırmalı.

▼    Doktorun önerdiği dozda düzenli olarak aspirin kullanmalı.

▼    Tansiyon ve şeker hastalığı kontrollerini mutlaka düzenli olarak yaptırmalı.

▼    Haftada 5 gün olmak üzere her gün 45 dakika yürüyüş yapmalı.
▼ Kalp hastalığı şüphesi uyandıran şikâyetler varsa, efor testi uygulanmalı.

Yağ ve kalori miktarı azaltılmış sebze-meyve ağırlıklı beslenme düzenini ömür boyu sürecek şekilde benimsemeli. Sigara içiyorsa, kesinlikle bırakmalı.

NE TÜR AĞRI KRİZ SİNYALİDİR?
Ülkemizde yaklaşık 1.5 milyon kalp hastası olduğu tahmin ediliyor. Yılda yaklaşık 300 bin kişi kalp krizi geçiliyor ve ne yazık ki bunların 100 bini ölümle sonuçlanıyor. Önceden çok fazla uyarı vermeyen kalp krizlerine yol açan kalp-damar rahatsızlıkları alanında, son 40 yıl içinde olağanüstü bir ilerleme sağlandı. Bebeklerden ileri yaşlara kadar kalp ameliyatları artık son teknolojilerle gerçekleştirilebiliyor. Ancak esas olarak, kalp sağlığının korunması ve kalp-damar hastalıklarının önlenmesi gerekiyor. Bunun yolu ise her şeyden önce bireysel ve toplumsal olarak sağlıklı yaşam bilincinin kazanılmasından geçiyor. Kalp krizi yaşamadan, kalp-damar hastalıkları konusunda uyanık olmak ve bazı belirtileri dikkate alarak hekim kontrolüne başvurmak bu bilincin ilk unsuru. Göğüs kafesinin ön kısmında duyulan ağrı ya da baskı ve sıkışma hissi; ağrının bazen sol omuz, sol kol, boyun ya da çeneye yayılması; nefes darlığı; çarpıntı; bayılma; ayak bileklerinde ödem, uyaran olarak kabul edilip mutlaka ciddiye alınmalı.

KALP KRİZİ GEÇİRME RİSKİNİZ NEDİR?

Her insanın kalp krizi geçirme riski farklıdır. Bu risk düşük, orta, yüksek ve aşırı yüksek olarak derecelendirilir. Derecelendirme yapılırken risk faktörleri göz önüne alınır.

BARDAĞIN YARISI DOLU
Beslenme ve egzersizin yanı sıra, hem kalp-damar sağlığınızı koruyacak hem de hayatınızı kolaylaştıracak birkaç öneri daha var:
Hayata iyimser bakın. Gergin, sinirli, çabuk tepki veren kişiler; 'sakin, hoşgörülü, sabırlı kişilere göre kalp-damar hastalığına daha fazla yakalanıyor. Bardağın dolu tarafını görün; hayatın olumlu yanlarını gözden kaçırmayın, olumsuz yanlarına ise gözünüzü kapatın. Sevdiklerinizle birlikte güzel zaman geçirin. Sizi mutlu edecek şeyler yapmaya gayret edin, hobiler edinip bununla ilgili sosyal ortamlara katılın. Sosyal ortamlardan uzak olma, içe kapanıklık ve huzursuzluk hem beden hem ruh sağlığını bozuyor, Sağlık kontrollerinizi düzenli yaptırın. Erken teşhis ve hastalıktan korunma, tıbbın ana amacı. Günümüzde erken teşhis için sayısız imkân sunuluyor. Yılda bir-iki kere yaptırılan testlerin, kötü sürprizlere karşı etkili bir önlem olduğunu unutmayın. Hazır gıdalar yerine taze yiyecekleri tercih edin. Hazır gıdalar, raf ömrünü uzatacak katkı maddeleri içerir. Vücudumuza aldığımız bu 'yabancı maddeler' sağlığımızı uzun vadede olumsuz olarak etkiler. Taze sebze ve meyve tüketimi kalp sağlığını korur. Uyku düzeninizi kontrol altında tutun. Aynı saatlerde uyuyup uyanmaya dikkat edin ve dinlenmenizi sağlayan süreden az uyumamaya çalışın. Uyku bozuklukları ve uykuda solunumun durması (apne) bazı kalp krizlerinin sorumlusu olabilir. Kan değerlerinize dikkat edin. Kalp sağlığınızın korunmasında kan şekeri, iyi-kötü kolesterol ve kan basıncı gibi değerlerin büyük önemi var. Ve unutmayın, kalbimiz, hayatımıza verdiğimiz değerin ölçüsünü gösteren şaşmaz bir saattir,

Genel Risk Faktörleri:


1.    Yüksek kolesterol

2.    Yüksek tansiyon

3.    Diyabet (şeker hastalığı)

4.    Sigara kullanımı

5.    Ailede kalp hastalığı öyküsü

6.    Hareketsiz Yaşam Biçimi

7.    Yaş (35-40 ve üzeri)

Yeni Tanımlanan Risk Faktörleri

1.    Homosistein (Kan seviyesi)

2.    Fibrinojen düzeyi

3.    CRP(Kan seviyesi)

4.    Lipoprotein-a

Yukarıdaki risk faktörleri ne kadarı geçerliyse, kalp hastalığına yakalanma riski o kadar yüksektir. Hiçbiri yoksa, kalp krizi geçirme riski çok düşüktür. Buna karşılık bu yedi risk faktörünün bir arada bulunması kalp krizi ihtimalini yüzde 50'ye yaklaştırır.

İŞE MUTFAKTAN BAŞLAYALIM

Kalp-damar hastalıklarından korunmanın yolu, aslında genel anlamda sağlıklı yaşamaktan geçiyor. Kentleşmenin ve yüksek teknolojili yaşamın bize dayattığı yaşam tarzına karşı direnebilir ve çok da zor olmayan bazı kurallara uyarak uzun ve sorunsuz bir hayata 'merhaba' diyebiliriz.

İşe öncelikle beslenme düzenimizi gözden geçirerek başlayalım. Yemek listemizden fast-food yiyecekleri, kızartmaları, katı yağları çıkaralım. 'Akdeniz diyeti' adı verilen, katı yağ yerine zeytinyağı tüketimine ve bol yeşil sebzeye, az miktarda kırmızı ete dayanan beslenme tarzı insan vücuduna en yararlı beslenme biçimidir. Ne yazık ki, kişi başına sigara tüketiminin en çok olduğu ülkelerin başında Türkiye geliyor. Son yıllarda kapalı ve bazı açık alanlarda uygulanan sigara yasağı ve yoğun olarak sürdürülen kampanyalar bu konuda ciddi bir farkındalık yarattı ama yeterli değil. Sigara kullanma alışkanlığı, genellikle ergenlik çağında başlıyor ve gençler kısa sürede bağımlı hale geliyorlar. Oysa sigara, tüm vücuda olduğu gibi kalp ve damarlara da çok zarar veriyor. Kanı koyulaştırarak pıhtı oluşturmaya yatkın hale getiren, damarların yağlanmasına zemin hazırlayan sigara alışkanlığı, kalp krizi riskini önemli ölçüde artırıyor. Bütün bunları göz önünde tutarak, sigaranın bizi oyalayan bir 'arkadaş' değil, 'düşman' olduğunu kavrayıp ve 'arkadaşlığımız' hâlâ sürüyorsa, gerekirse bir uzmandan yardım alıp en kısa zamanda vedalaşalım.

Yeni yaşam tarzımızın önemli bir öğesi de egzersiz olmalı. Herhangi bir sporu düzenli olarak yapamıyorsak, yürüyüş bizim için ideal. Haftada ortalama 5 gün olmak üzere, günde en az 45 dakika yapılan tempolu bir yürüyüş, kalp sağlığını korumak için şart. Çünkü egzersiz, iç salgı bezlerini harekete geçirerek bu salgılar sayesinde damar çeperinde yağ ve pıhtı birikmesine engel oluyor. İç salgıların gerçekleşmesi için ise 45 dakika süreyle ve kalp hızını dakikada 120 atıma çıkaracak bir tempoda yürümek gerekiyor. Egzersiz alışkanlığı, yaşa bağlı olarak şekli ve boyutu değişse de ömür boyu sürdürmemiz gereken bir sağlıklı yaşam sigortası. Beslenme ve egzersiz alışkanlıkları, çocuklukta ediniliyor. Özellikle televizyon ve bilgisayar karşısında uzun zaman geçiren çocuklar arasında obezite hızla yaygınlaşıyor. Yani onlara küçük yaşta bu alışkanlıkları kazandırmak hayati önemde...
Düşünmek ve Paylaşmak Dileğiyle...

KİLER MAGAZİN | EKİM 2011 | 60-63

Hiç yorum yok

YORUM BIRAKMAK DÜŞÜNMEK VE PAYLAŞMAK İLE İÇ İÇEDİR. LÜTFEN DÜŞÜNDÜKLERİNİZİ PAYLAŞIN. YORUMLARINIZLA DAHA ÇOK PAYLAŞILALIM.

www.nerdenduydun.com. Blogger tarafından desteklenmektedir.