Header Ads

Marie Antoniette ve Hakkında Bilinmeyenler

İNSAFLI ÖLÜM...

Biraz ağır bir kurgu olacak ama birkaç gündür aklımda dönüp duran anlamsız bir düşünce ve anlaşılan yazıya dökmediğim sürece aklımdan atamayacağım.

  İnsanlığın ilk zamanlarından bu zamana çeşitli idam etme yöntemleri ve ölüm çeşitleri vardır. Bunlardan en bilineni ise bir insanın başının vücuttan ayrılması yöntemiyle yapılan idam uygulamasıdır. İşte bu idam etme yöntemi ve daha sonrasında idam edilip kafası vücudundan ayrılarak öldürülen kişinin aklından geçen son düşünceler döndü dolaştı benim aklıma takıldı.

Bir insanın canını almanın binlerce yolu vardır ama iş devlet eliyle yapıldığında işin içine insan hakları girer, yaşamak kadar doğal bir hak varken, yapılan bir suç diye tarif edilen olaydan sonra ölüm cezası ve bu ceza uygulandığında en az ve en hızlı şekilde infazın yerine getirilmesi için devletlerin bulduğu idam yöntemleri. Bir insanı öldürürken insaflı olmak sanırım böyle bir şey.


Marie Antoinette, Kraliçe

Bir insan kafası vücudundan ayrılama suretiyle idam ediliyor. Mesela en iyi bilinen örneklerden bir tanesi Marie Antoniette giyotine giderken düşündükleri ile giyotinin düşüşü ve kesilen başın sepete düştüğü anda ki düşüncesi aynı mıydı? Derler ki insanlar büyük korku, heyecan, sevgi gibi duygu yoğunluklarında salgılanan adrenalin yüzünden bilinç kaybı yaşarlarmış, hani kessen bir tarafını kan akmaz deyimi gibi...

Marie Antoinette, Giyotine doğru ilerlerken Fransız devriminin yeni taraftarları ve galip halkı büyük bir coşku içinde onun idam edilmesini bekliyordu. Concorde (Devrim) meydanı hınca hınç doluydu. Marie, Concorde meydanına gelmeden önce Conciergerie Hapishanesinde saçları kesilmiş ve elleri arkadan bağlanmıştı. Hapishaneden çıkışı ve Devrim meydanına gelişi 1 saatlik Paris turu sonucunda gerçekleşmiştir. Hapisaneden çıkışı Pont Neuf(Yeni Köprü) üzerinden Seine(Sen) Nehrini geçip Concorde Meydanına doğru yol alan sıradan bir römork ile yapılmıştır. Adı yeni ama 776 km uzunluğunda ki Seine nehrinin üzerinde ayakta duran en eski köprü olan Pont Neuf bu olaya tanıklık  yapmıştır. Suç ve Ticaretin birleştirici merkezi yine ona yüklenen ağır bir görevi yerine getirmişti. Seine nehri hızlı sanayileşme arkasından köyden kente göçlerle birlikte oluşan çarpık kentleşme sonucunda kirliliği artmış ve isyanı koku olarak etrafa yayılmıştı. Keskin koku Marie'nin genzini yakmıştı ama sona giderken aklından geçen bu keskin koku değildi. 





14 yaşında Avusturya Arşidüşes'i iken Fransa veliahdı XVI. Louis ile nişanlandırılmıştı. 1770 yılında ise kıtlıkla mücadele eden Fransa'da gösterişli bir düğünle evlendirilmişti. 1774 yılı Mayıs ayında XV. Louis'in çiçek hastalığından ölmesi sonucunda Kraliçe olmuştu. Fransız Kraliçesi olmasına olmuştu ama XVI. Louis ona  hala dokunmamıştı bile.  Bu yıllarda kendisini kumara ve Saray tarafından seçilmiş arkadaşlarına kaptırmış, gereksiz harcamaları ile ün salmıştı. Adı bir kere çıkmıştı dokuza ve ölümünden sonra bile inmeyecekti sekize. Bir sabah ansızın Kutsal Roma İmparatoru olan ağabeyi II. Joseph  kendisini ziyarete gelmiş ve yaşadığı hayatın gereksizliği ile yıllar geçmesine rağmen bir çocuk veremeyişi üzerine konuştuğu söylenmektedir. ne ilginçtir ki bu konuşmadan 1 yıl sonra Marie anne olmuştur ve ilk çocuğu erkektir. yıllar içerisinde bir kaç çocuğu daha olmuştur. İlk acı kaybını ise adını dokuza sabitleyecek olan Elmas Gerdanlık olayı sonrası girdiği sıkıntıdan sonra erken doğum  yaparak doğurduğu kızını bir iki hafta geçmeden kaybetmesidir.
Marie Antoinette, kraliyet kuyumcusu tarafından kendisi için yapılan muhteşem bir elmas gerdanlıkMarie Antoinette, kraliyet kuyumcusu tarafından kendisi için yapılan muhteşem bir elmas gerdanlığı satın almak istemedi. Gerekçesi de çok pahalı olması ve kraliyet deniz kuvvetlerinin paraya ihtiyacı olmasıydı. Israr eden kraliyet kuyumcusunu da şu sözlerle azarladı: " Ben size mücevher ısmarlamadım, daha da ötesi, elmas koleksiyonuma bir karat daha eklemek istemediğimi defalarca söyledim. Ben satın almak istemeyince kral satın almak istedi ama hediye olarak da kabul etmeyeceğimi belirttim. Lütfen tekrar sormayınız." Motte kontesi, Rohan kardinali Louis'yi, Marie Antoinette'in çok samimi bir 
arkadaşı olduğuna inandırdı. Marie Antoinette'in aslında bu elmas gerdanlığı gizliden gizliye çok istediğini söyledi. Kardinal, gerdanlığı kraliçeye götüreceğini düşünerek kontese bir miktar para verdi. Ödemeyi taksitle yapacaktı. Kraliyet kuyumcusu da parasının sonradan ödeneceğini düşünerek 1.6 milyon livrelik gerdanlığı teslim etti (500 kg. altın veya 24 Ekim 2006 kuruna göre 93 milyon dolara denk). Motte kontesinin kocası elmas kolyeyi alarak kayıplara karıştı. Ancak ödeme günü gelince gerçek ortaya çıktı. Olayla ilgili olarak birçok kişi tutuklandı. Kardinal aklandı. Kontes kırbaçlandı, vesikalandı ve fahişeler hapishanesine atıldı. Kontesin kocası, gıyabında kürek cezasına mahkûm edildi. Marie Antoinette, her ne kadar skandalla alakası olmadığını söylediyse de halkın gözündeki imajının biraz daha zedelenmesine engel olamadı. Bu olay, Fransız Devrimi'ne giden yolda, halkın gözündeki monarşinin kokuşmuşluğu inancını pekiştirdi. Olayın yaşattığı stres nedeniyle kraliçe erken sancılandı ve ikinci kızı Sophie Hélène Béatrix'i birkaç hafta erken doğurdu. http://tr.wikipedia.org/wiki/Marie_Antoinette
 Bu olayların arkasına ise İlk çocuğu tüberküloz'dan kaybetti  Öldüğü ana kadar kucağından ayırmadığı oğlunu bir sabah vakti cansız bedeni ile Versay Sarayında ki odasında bıraktı. Artık bütün acılar peşi sıra gelmeye başlıyordu. Birkaç gün sonra 1789 yılının 14 Temmuz'unda halk Bastil Hapisanesi'ni ele geçirmişti ve  ayaklanma bir halk hareketine dönmüştü. Fransız ihtilalinden sonra Marie Sarayı terk ettirmemiş ve bu kararı ile ailesinin sonu getirmiştir.



17 Ocak 1793 yılında Halk ile beraber Kocasının idam edilişine kendi gözleri ile tanık oldu ve artık sona geldiğinin farkındaydı. 16 Ekim 1793 yılında saatlerin 12:15'i göstermesini beklemeye başladı. 

Marie Antoniette giyotine doğru giderken, celladının ayağına basmış ve ondan bu hareketi bilerek yapmadığına dair özür dilediği söylenmektedir. Bu özürü ise celladıyla dalga geçildiğine kanaat getirilerek giyotine geçirilmeden önce çırılçıplak soyuldu ve infazın öyle gerçekleştirildiği yazmaktadır. 
Biz gelelim son ana, Giyotin'in düşüş anı ve bir kaç saniye öncesi ile sonrası sırasında ki düşüncelere. 

Marie artık acılarından kurtuluyorsun, büyük bir coşku ile geldiğin gibi büyük bir coşku ile gidiyorsun da bu nefreti kazanacak ne yaptım ben? O sırada Marie Antoinette diye bir ses yükselir ardından işlediği suçlar birer birer halka okunur:

Bir kısım kişiler tarafından cumhuriyetin harici düşmanlarıyla ve yabancı güçlerle iletişim kurup ve ortak hareket ederek cumhuriyete zarar vermek. Bu iletişim ve ortaklık, onlara para yardımı yapılmasını, Fransız topraklarına girme izni verilmesini ve ordularının ilerleyişine imkân sağlanması sonucunda binlerce masum insanın öldürülmesi Büyük Fransa'yı acı ve kederle dolu büyük sıkıntılara sokmak.

En acısı ise onun beyninde yankılanan suçlamaydı. Kendi öz oğluna cinsel taciz'de bulunmak suçlaması,bile yapılmıştı mahkeme sırasında. O ise suçlamayı sessizce karşılamıştı. Sessiz kalan Marie Antoinette, yanıtlaması için bu sefer de baskı yapıldığında, "Eğer yanıt vermediysem bu, bir anneye yapılan böyle bir suçlamayı, doğanın kendisinin bile yanıtlamayacağındandır" demişti.

Giyotin aletinin bir diğer ismi ise ulusal jilet veya madam giyotin'dir.
Giyotin ilk icat edildiğinde acısız ve daha insani bir ölüm aracı olarak tasarlanmıştı. Adını mucidi Joseph-Ignace Guillotin'den alır. Bir doktor olan Guillotin daha sonra böyle bir icat ile anılan soy adını değiştirmiştir.

 Marie Antoinette, mahkeme sırasında ki çizimi.
Madam Antoniette'nin başı artık Madam Giyotin'in bacak arasındaydı. Çıplak bedeni hareket etmesini engelleyecek şekilde tasarlanmış giyotin sehpasına uzatılmış ve deri kemerlerle sıkıca bağlanmıştı. kemerlerin soğuk metal tokaları vücudunda ürpermeye yol açmıştı. ölümün soğukluğu vücuduna yavaş yavaş işliyordu.

Saray'da lakabı, Madam Antoniet olan Marie şimdi Madam Giyotin'in bacakları arasında son nefesini veriyordu. Madam Giyotin, jiletini celladın ipi kesmesiyle Madam Antoniet'in cılız boynuna düşürdü. Marie' göğe yükseldiğini gördü ardından boynundan kesik kesik fışkıran kanı ve onu yuhalayan halkı gördüğünde ise her yer kararmıştı.
10 04 2013 13:53


6 yorum:

  1. Biinmeyen yonlere guzel bir kurgu yapmissiniz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler,
      Düşünmek ve Paylaşmak Dileğiyle...

      Sil
  2. Bir kac dakikalık güzel gecen meraklı bir yolculuktu, kurguna sağlık :)

    YanıtlaSil
  3. Teşekkürler detay almak isterim

    YanıtlaSil
  4. Çok güzel anlatmışsınız. Tarihsel hikâyeleri bekliyoruz.

    YanıtlaSil
  5. Çok güzel anlatmışsınız. Tarihsel hikâyeleri bekliyoruz.

    YanıtlaSil

YORUM BIRAKMAK DÜŞÜNMEK VE PAYLAŞMAK İLE İÇ İÇEDİR. LÜTFEN DÜŞÜNDÜKLERİNİZİ PAYLAŞIN. YORUMLARINIZLA DAHA ÇOK PAYLAŞILALIM.

www.nerdenduydun.com. Blogger tarafından desteklenmektedir.