Header Ads

MEVLANA VE ALLAH


MEVLANA İLE İLGİLİ YAZI DİZİSİNİN 5. BÖLÜMÜ
”DAG BAŞINDAN HIZLI AKAN SELLER GİBİ TENİMİZDEN AŞK İÇİNDE AKIP GİDEN CAN,ASLINA ULAŞIR"
Mevlânâ ve Allah
"Afetsiz, tuzaksız hiçbir köşe yoktur. Tanrı'yla yapayalnız, can cana, gönül gönüle kalacağın köşeden başka hiçbir yerde rahat ve esenlik bulamazsın. Kurtulmana çare olmayan dünya zindanının, ayakbastı parası alınmayan, hapishane dayağı atılmayan bir bucağı yoktur"

  Vücut güzelliği ile nazlanır, çünkü ruh, kolunu, kanadını ve gücünü gizlememiştir. Can, tene der ki "Ey çöplüki sen kim oluyorsun? Şurada birkaç gün benim ışığımla yaşadın, naz ve işven dünyaya sığmıyor. Hele dur, ben senden çıkayım da dünyayı o zaman gör"
Bilge-insan ve Allah tutkunu Mevlânâ,

MEVLÂNA'daki Allah kavra mını sizlere aktarırken onun düşünce dünyasına, şöyle genel bir bakışa dayanarak görüşlerimizi sıralamak istemedik. Kuşku yok ki Allah, Mesnevi'nin temel ve en yüce anıtıdır. tasavvufuyla, ilahiyatçı yanı ne gördüğümüz Mevlânâ'yı. Mesnevi'de maddece İnsanın. Allah katındaki yerini söylemekten çekinen ve kendisinin, Allah'a bağlanma sını açıklamaya çalışan cümleleriyle tanıtmak istemedik. Mevlânâ'nın altı ciltlik Mesnevi'sindeki Allah kavramı ve görüşü nedir? 
İstedik ki onun sözleri, bu petekten ballar misali dökülsün; ve kendisinin, saptanmış hiçbir tarikat, hatta tasavvuf görüşü olmadığı, her türlü görüşün, Hünkârda kendine özgü, insancıl bir karakter yumağı hallinde kompoze edildiği anlaşılsın. Şunu da kesinlikle söyleyelim ki. Mesnevi'si boyunca tam açılamamış, anlaşılamayacağını bilmiş olmaktan gelen bir hüzün onu yer yer içine, gömülmeye doğru itmiştir.
"Bana kalb gösterin, kalb ki ayrılıklardan parça parça olsun ve ben derdimi ona dökebileyim."
"Aslından, vatanından uzak düşmüş İnsan, hep kavuşma zamanını arar. Ben, her toplulukla ağladım, inledim. Mutlularla mutlu, mutsuzlarla mutsuz oldum."
“Herkes, kendince bana dost olduğunu sandı. Kimse, İçimdeki gizleri göremedi, gitti... Dinle neyden; dinle"
Yine Mesnevi'nin başlayış havası bile Mevlânâ'nın kendini yalnız, özlemler içinde hissettiğini ve öksüzlüğünü dile getirti yor. Yine Mesnevi'nin cilt 1, yaprak 13 ve 28. beytinde, bu görüş ne kadar daha açık ve acı olarak belirlenir
Gönüldeşinden ayrı düşen İnsan, yüz perdeden seslense bile dilsiz sayın onu."
Ama bu hüzünde sadece anlaşılmamalı, duygusu değil, ondan, o an büyük sevgiliden ayrı düşmenin de etkisi yok mu?
“Dağ başından hızlı akan seller gibi tenimizden aşk içinde akıp giden can, aslına ulaşır.” (Mesnevi, cilt 1, yaprak 83, beyit 768)
Ah, o, Tanrı’dan uzak kalındığı için dökülen göz yaşları...
"Akarsu nereye ulaşırsa orası yeşerir. Nereye göz yaşı dökülürse rahmet oraya iner. (Mesnevi, cilt 1 yaprak 40. beyit 280)  
Altı ciltlik Mesnevi'yi Mevlânâ, hep Hüsameddin Çelebi’ye anlatarak sürdürür Doğal olarak araya fıkralar, espriler, küçük öykücükler, dokunuşlar rahatça girer, günlük konuşma tavır ve üslûbu belirir, bütün bunlara karşın Mesnevi'nin kuru bir didaktizme, öğreticiliğe düştüğü görülmez:
"Bu sözün sonu yoktur. Otur da tavşan öyküsüne kulak vermeye bak.” (Mesnevi, cilt 1, yaprak 139, beyit 2814)
"Bu sözün sonu gelmez, a yavrum, gün bitti. Sen hikâyeyi bütünlemeye bak." (Mesnevi, cilt 1, yaprak 139. beyit 2814) 
"Sebâlıların hikâyesi, ko kalsın, daha İyi! Sen kentlinin köye gelişini anlat.” (Mesnevi. cilt 3, yaprak 403, beyit 413)
"Hey babam! Bu sözün sonu gelmez. Bunları bırak da sonuna bak.” {Mesnevi, cilt S, yaprak 987. beyit 3200)
Mevlânâ, bu sözlerde, hatta anlattığı tüm öykülerde bir amaç güttüğünü de belirtir:
"Şimdi, hikâyenin dış görünümünü bizden dinle, dinle ama taneyi samanından ayırmayı unutma ha!” (Mesnevi, cilt 2, yaprak 310, beyit 202)
Bu örnekleri şunun için verdik Mesnevi, Allah kavramını işlerken bile zaman zaman bu tür öykücükleri araya sıkıştırır. İşte Allah:

"Ey bizim sevdası güzel aşkımız ve ey tüm hastalıklarımızın ilacı! Ey bizim kibir pozu takınmamızın tek ilacı! Ey Eflâtun'u-muz! Ey bizim Celinus'umuz!” (Mesnevi, cilt 1. yaprak 2, beyit 23-24)
Aşkla sarhoş değilsen, sözlerin Mevlâ nâ'ca beğenilesi değildir.

"Ayık olmayan kişinin tüm sözleri, ister can sıkıcı olsun,ister aşırı güzellik ta şısın, yine de yaraşır söz değildir.” (Mesnevi, cilt 1, yaprak 7, beyit 129)
Gölgelerin peşinde koşma. Allah'ın yanında ol:
Mevlânâ için yazılmış anılar kitabı 
Sevakıb-ı Nevakıb 
adlı eserden öyküleştirilmiş resimli bir bölüm.
"Kuş havadadır. Gölgesi yerde kuş gibi uçar. Ahmağın biri de o gölgeyi avlamaya çalışır. Gücü kuvveti kalmayıncaya kadar koşar. Gölgenin, havadaki kuşun yankısı oluşundan, asıl kuşun ve asıl gölgenin nerede olduğundan habersizdir. Gölgeye doğru ok atar. Bu ahmakça koşuşma. araş tırma yüzünden okluğu bomboş kalır tırma yüzünden okluğu bomboş kalır.
Yaşamının okluğu boşaldı, ömür gitti. Gölge avı peşinde koşmaktan eridi. Bir kişinin asıl dadısı, Tanrı gölgesi olursa onu hayalden ve gölgeden kurtarır Tanrı'ya kul olan, gerçek Tanrı gölgesi demektir. (Mesnevi, dit 1, yaprak 21. beyit 417-421)
 "Kalıcı nur, aşağılık dünyanın ardında-(Mesnevi. cilt 2. yaprak 201, beyit 13)

"Afetsiz, tuzaksız hiçbir köşe yoktur. Tanrı'yla yapayalnız, can cana, gönül gönüle kalacağın köşeden başka hiçbir yerde rahat ve esenlik bulamazsın. Kurtulmana çare olmayan dünya zindanının, ayak bastı parası alınmayan, hapishane dayağı atılmayan bir bucağı yoktur.” (Mesnevi, cilt 2, yaprak 228 beyit 593)

Evrendeki olaylar nedensiz, sahipsiz değildir. Bunu ne güzel anlatır Mevlânâ:  
“Çıkrığın dönmesi, ipin sarılıp boşalmasına sebeptir. Çıkrığı döndüreni görmemek küçüklüktür. Evrende bu sebep iplerini sakın, sakın ola, başı dönmüş felekten bilme. Tâ ki felek gibi sersem, bomboş ve bir hiç kalmayasın. Beyinsizlik ten çıra gibi de yanmayasın. Rüzgâr, Hak'kın buyruğu ile ateş olur. Her İkisi de Tanrı şarabiyle esrik düşmüşlerdir. Ey oğul! Eğer gözünü açarsan, acıma, esirgeme sununda öfke eteşinin de Allah'tan geldiğini görürsün. Rüzgârın canı, Hak'tan yana ilgisiz olsaydı, yok ettiği Ad milletini, inananlardan nasıl ayırırdı?” (Mesnevi, cilt 1, yaprak 42, beyit 848453) 
Kör olmayan, Tanrı'yı görür Sevgili Mevlânâ'mız rahat bir konuşma dili içinde hem öğretir, hem lirizmini korur: “Yıldızlar içinde parlayan ay gibi,özge şeylerin arasından da Hak öyle görülür fakat iki parmağını, iki gözünün üstünü kapa, dünyayı görebilir misin? İsnat et, sen görmüyorsun diye bu evren yok değildir ki! Kusur, o şom nefsinin parmaklarında." (Mesnevi, cilt 1, yaprak 69. beyit 1400-1402) 
Evet. Allah nerededir? "Arş ı a'lâ " denilen o “en yüce kat” neresidir? Bu konularda Kuran'ın içinden de net bir yer saptayamazsınız Mevlânâ, büyük bir cesaretle bu konuya aydınlık getirir:
"Peygamber, 'Tanrı, ben yücelere, aşağılara, yere, hatta arşa sığmam, bunu ey aziz, iyi bil! Fakat şaşılacak şeydir ki İnanan kişinin kalbinde bir köşe tutarım, şaş ma. Beni ararsan İnananların gönüllerinde ara" buyurdu dedi.”
Tanrı Peygamberine dedi ki: "Ey Elçim, kuşkulu şeylerden sakınan! Kullarımın arasına gir ki beni görebilmenin cennetine erişesin. Arş bile o nuriyle, genişliği İle beraber Adem'i görünce ayağa kalktı ve yerinden ayrıldı." (Mesnevi, cilt 2. yaprak 133, beyit 2653-26575)
Şu pasajın lirik, hiçbir iddia taşımaz gibi dostça kalplere akan dizeleri arasından Allah ve ruhun varlığı, nasıl yıkılmaz bir anıt gibi dikili verir "de gülün ve dikenin gerçek rengini görmezsin. Şu halde güz mevsimi dikene bahardır, hayattır. Çünkü taş ve yakut gibi iki ayrı
şey, o zaman bir görünür. Ama bahçevan. gülü, güzde de dikenden ayırmasını bilir. Bu, bir kişinin görüşü, evrenin görünüşünden daha İyidir. Zati cihan, o, bir kişiden başka bir şey değildir, ötekiler, bu Bir'e bağlıdırlar. Yıldızların her biri tektir. Ayın parçalarıdırlar. Onun İçin baharda renk renk çiçekler ve doğanın güzellikleri Müjde muide! Bahar gelmekte' diye çağrışırlar. Çiçekler, akarsu zinciri gibi parlamak, tomurcuklanmak İçin bahan özlerler. Baharla çiçekler dökülür, meyve ortaya çıkar. Ten harap olunca da can görünür. Meyve içtir, manadır. Çiçek de onun dışı— O çiçek, muştudur, meyve de onun dışı muştucusu. Çiçek dökülür, meyve görünür, o kaybolunca bu daha çok kendini gösterir. Ekmek parçalanıp yenilmedikçe kuvvet nerede kalır kil Salkımlar sıkılmadıkça şarap olur mu?
Helile, İlaçlar arasında ezilip öğülmedikçe ilaçlar nasıl sağlığı artırabilir?” (Mesnevi, cilt 1. yaprak 145, beyit 2922-2933)
. “BEN" YOK
Toplumdaki şu benlik kavgasına baksanıza! Aslında Ben diyebilecek, öğünebilecek ve öğülebilecek, o tek varlıktır. Onun dışında kalanların hepsi hayal değil mi? Yüce Mevlana'mız, bir küçük öykücükle bu konuyu ne güzel aydınlatıyor
"Birisi, bir dostunun kapısını çaldı.Dostu, 'Ey güvenilir kişi, kimsin?' deyince. 'Ben'im' dedi. Dostu ona"Git, şimdi zamanı değil, böylesine bir ham adamın katı olamaz. Hamı, ayrılık ateşi ve ayrılığın
kendisinden başka ne pişirebilir? Onu, iki yanlı davranışlardan ne kurtarabilir?' dedi. Zavallı adam, gitti ve bir yıl, dostunun ayrılığı ile yanıp yakıldı. Yandıktan sonra Dostunun evi çevresinde yeniden dolanmaya başladı. Aman dudaklarımdan edep dışı bir söz çıkmasın diye korkudan tir tir titreyerek terbiyeli bir davranış İçinde kapıyı çaldı. Dostu, Kim o' deyince 'Ey gönül bahçesinde'ki sevgili sensin diye yanıt verdi. Dostu da 'Ey ben'dedi. Madem ki bensin, öyleyse gel içeri gir, bu evde zati iki kişiyi alacak yer yok." (Mesnevi, cilt 1. yaprak 151, beyit 3056-3063)

 
  ELİ BOŞ MU GİDECEĞİZ, ALLAH’A


Yıllar yılı renksiz, tatsız ve çoğu bilgisiz ve sevgisiz hocalardan dinleyip durdu ğumuz bir konu bul Allah'a boş gitmemek ... Ama sevgili Mevlânâ'mız, bakın, bunu ne yumuşak, ne sıcak, ne kalplere sindirici olarak anlatır "Ey konuk! Dostların yanına eli boş gitmek. değirmene buğdaysız gitmeye benzer.
Ulu Tanrı bile halka, mahşer günü, 'Bize armağanın nerede? Bomboş, azıksız, sizi yarattığımız gün gibi mi geldiniz? Kendinize gelin; sonunda bana döneceğiniz gün için ne hediyeniz var? Ne getirdiniz? Yoksa geriye döneceğinizi beklemiyor muydunuz? Size vaat ettiğimiz bugüne, yoksa gerçek gözüyle bakmadınız mı?' der. Onun ko nuğu olacağımızı yalanlıyorsan mutfaktan ancak toz toprak alabilirsin. Yalanlamıyorsan, niçin elin böylesine boş! O sevgili san, niçin elin böylesine boş! O sevgilinin kapısına nasıl ayak atabileceksin? Biraz boğazına düşkünlüğünden, sırt üstü yatıp kendini al da onunla görüşebilmek için  armağan götür. Geceleri az uyuyanlardan, tan vakti, onunla görüşenlerden ol!" (Mesnevi.-cilt 1. yaprak 157, beyit 3041-3179)

Şu çirkin ten, şu bomboş hayat içinde. O ışıl ışın can yok mu? Ruh yok mu? Onun varlığını, su gibi akıp giden şu hem romantik. ham realist akımın oluştuğu lirik dizelerde İzleyin:
“Gerçi demir kızıllaştı, ama aslında o kırmızı değildir ki! Bu kırmızılık, ocağın, demire verdiği eğreti bir kızıllıktır. Ev ya da pencere ışıklanmışsa, sen onu parlak sanma, bu ışık güneştedir.
Her kapı ve duvar. 'Ben kendim ışıklıyım, başkasından ışık almam. Parlayan benim' diyebilir. Fakat güneş Ey erişmemiş! Ben bir batayım, ne olduğun ortaya çıkar" der. Yeşillikler 'Biz kendimizden yeşerdik.Gülü seviyoruz, mutluyuz, en öncelerden gelir yüceliğimiz' der mi der.
Fakat yaz mevsimi, 'Ey bitki milleti! Ben bir göçüp gideyim, halinizi seyredin bakalım'der. Vücut, güzelliği İle nazlanır. Çünkü ruh. kolunu, kanadını ve gücünü gizlemiştir. Can, tene der ki: Ey çöplük! Sen kim oluyorsun? Şurada birkaç gün, benim ışığımla yaşadın, naz ve işven dünyaya sığmıyor. Hele dur, ben senden bir çıkayım da dünyayı o zaman gör. Seni en çok sevenler, senin ölümüne razı olanlar, şimdi pis kokundan burunlarını tıkarlar. Söz, göz, kulak... Hep ruhun ışığıdır. Suda coşkun coşkun parlayan da ateşin ışığıdır." (Mesnevi, cilt 2. yaprak 181-182, beyit 3281-3272)

Milliyet Gazetesi 15.12.1990 sayfa 15 Bilge İnsan ve Allah Tutkunu Mevlana Yazan:Rüştü Şardağ
 DÜŞÜNMEK VE PAYLAŞMAK DİLEĞİYLE...
2. KISIM MEVLANA İLE ŞEMS-İ TEBRİZİ'NİN TANIŞMASI
3. KISIM MEVLANA'DA AŞK SÜRÜYOR
4. KISIM MEVLANA VE MESNEVİ
Mevlana, bütün Doğu ve Batı dillerine tercüme edilmiş olan eseri 6 ciltlik Mesnevi den başka, bir divan ile"Mektubat","Mecalls-i Seb'a” ve “Fihi ma Fih" adlı eserleri bıraktı Mevlana’nın ölümünden sonra Mevlevilik, oğlu Sultan Velet tarafından bir tarikat haline getirildi

Hiç yorum yok

YORUM BIRAKMAK DÜŞÜNMEK VE PAYLAŞMAK İLE İÇ İÇEDİR. LÜTFEN DÜŞÜNDÜKLERİNİZİ PAYLAŞIN. YORUMLARINIZLA DAHA ÇOK PAYLAŞILALIM.

www.nerdenduydun.com. Blogger tarafından desteklenmektedir.