Header Ads


İnsanın hilesi şeytana pes dedirtti.

Şeytanın insanı sevmeyişi sanırız kendisine rakip çıktığını anlamasındandır. Şeytan bile aklıma böyle kötülükler gelmez diyordur biz insanların birbirimize yaptığımız kötülükleri gördükçe. Savaşı haklı göstermek için attığımız kırk takla hemde başkalarının çıkarı için yapılmış olan savaşları şeytan bile pes demiştir siz insanlar varken bana ne hacet. 



Uzak diyarlarda kurnazlığı ile nam salmış bir insan yaşarmış bu insan şeytana bile pabucunu ters giydirecek kadar kurnazmış gel zaman git zaman bu insanın namı bu dünyadan öbür dünyanın ateşli katlarına kadar ulaşmış. Bu insanın kurnazlıkları yüzünden kötülük yapan insanlar cehennemi birer birer doldurmaya başlamış. Her gelende ah akılsız başım ne diye kanarsın bu insana der hikayesini anlatmaya başlarmış.Kimi kıskançlıktan eşinin canını almış, kimi evladının, kimi ortağının canını almış kimiyse mahreme el uzattığı için kaçarken ölmüş. Bunların hepsi de bu insanın kurnazlıkları ile dolu oyunlarına kanmış. Bu hikayeler cehennemde ki iblisler işkenceyi arttırdıkça ortaya çıkmış. İblisler bu hikayeleri şeytana anlatmaya başlamışlar ve şeytan bu kadar kötülük yapanı merakından dünyaya inmiş ve kurnazın  karşısına bir insan olarak çıkmış. Kendisine de bir hikaye uydurmuş:
- Senin kurnazlığın dillere destan, yaptığın kötülükler şeytanın bile aklına gelmez diye anlatılır durur benimde bir derdim var sana göstereceğim kişi benim malımı, eşimi, itibarımı her şeyimi elimden aldı. Bunu öldürmek içimi soğutmayacak benim ona öyle bir oyun oynamalıyım ki öldükten sonra bile cehennemde kendi azabı onun peşini bırakmasın kendine işkence olsun. Yapabilir misin böyle bir oyun? diye sormuş.
Kötü kurnaz gelen kişiyi baştan aşağı bir süzmüş, çektiği acıların izlerini taşıyan kırışmış yüzüne ve öfkeden kıpkırmızı olmuş gözlerine bakmış ve sen merak etme demiş üç gün sonra cenazesini bile kimse taşımadan kurda kuşa yem olarak hak ettiğini bulacağına emin olabilirsin demiş. Sonra da uzaklaşmış oradan.
Şeytan onu kılık değiştire değiştire takip etmeye başlamış ve adamın bu kötü hünerini gözleriyle görmek istemiş.
Kurnaz kendisini baştan aşağı değiştirmiş, zenginlerin bile zor bulduğu kumaşlardan yapılmış kıyafetini giymiş kötülük yapacağı kişinin dükkanına gitmiş, dükkanda türlü türlü birbirinden güzel kumaşlar varmış. Gözüne kestirdiği bir kumaşı almak için işletmeciyle konuşmaya başlamış. 
Bu güzel kumaşın cinsini öğrenmek isterim derken sesini ustalıkla değiştirerek yaşlıca bir ses tonuna sokmuş.
İşletmeci de bu zengin giyimli müşteriyi görünce malını daha fazlasına satabilmek için başlamış kumaşı övmeye. Efendim baktığınız bu kumaş, halis muhlis  ipektir. Özelliklerini belirteyim ki her ipek kumaş satmaya çalışanların kumaşının ipek olup olmadığını da bir bakışta anlamanıza yardımcı olayım demiş. Anlatmaya başlamış, ipek  kumaşın boyunu belirleyen çözgü tellerinden,dokumanın kalitesinden, boyamasından bahsetmiş. Bu kaliteyi yakalamak içinde ancak ipek kuruduktan sonra yapılmalı, uzunlukları 90 birim gelmelidir. Seksen telden meydana gelen çilelerin ağırlıkları 600 birim olarak ölçülmelidir deyip bir çırpıda da bu ölçülerde olduğunu göstermek için ölçmüş ve tartmış çıkan sonucu da gururla göstermiş.
Müşteri kılığına giren kurnaz da başlamış bu kumaşı neden ve kime aldığını anlatmaya başlamış.
- Ben bu kumaştan bir top almak istiyorum ve bunları çocuklarım var onlara dağıtacağım. Çocuklarımda bu kumaşları eşlerine hediye edecek ama bir çocuğumunkine özel olarak ölçerek keski o bu kumaşı sevgilisine hediye edecek demiş ve ölçüleri vermiş. Top kumaşı daha sonra gelip alacağını ama ölçülü olanı hemen paketlemesini istemiş.
İşletmeci memnun bir şekilde bir top kumaşın içinden verilen ölçülerde kumaşı keserek bir güzelde paketleyerek kurnaza vermiş. Kumaşın fiyatına da hiç itiraz gelmeden parasını almış. Müşteri çıktıktan sonra kendisine bir kahve söylemiş ve müşteri top kumaşı almaya geldiğinde onu daha fazla kumaş almaya nasıl ikna ederimin düşüncelerine dalıp gitti.
Kurnaz kumaş paketi elinde işletmecinin evine doğru yol almış. Eve geldiğinde kapıyı işletmecinin eşi açmış karşısında hiç tanımadığı yaşlıca ama zengin duran kişiyi görünce nasıl yardımcı olabileceğini sormuş ve kurnaz, işletmecinin eşine durumunu anlatmış: Uzaklardan geliyorum yavrum demiş tam döneceğim sırada ibadetimi gerçekleştirme vaktimin geldiğini fark ettim buraları da bilmediğim için senin kapını çaldım müsaitsen senin evinde ibadetimi eda etmek isterim demiş. Durumdan şüphelenmeyen eş kurnazı içeriye buyur etmiş, uygun odayı göstermiş ve ikramlık bir şeyler hazırlamak için mutfağa geçmiş. Bunu fırsat bilen kurnaz paketi güzelce açmış, kumaşı da kapının arkasına asmış. Odadan çıkmış hazırlanan ikramları yemiş ve teşekkür ederek evden ayrılmış.

Akşam eve gelen işletmeci olaylardan habersiz birkaç gündür de kırgın olduğu eşine merhaba bile demeden ibadetini gerçekleştirmek için odaya girmiş ibadetini bitirdikten sonra kapanın arkasından havlusunu alacakken kumaşı görmüş görmesiyle de bugün yaşadığı olay aklına gelmiş ve kan beynine sıçrayarak öfkeden kudurmuş bir şekilde bulduğu en ağır şey olan şamdanı eşinin kafasına vurarak öldürmüş. Kimseler görmeden ve duymadan da eşinin cesedini evin bodrumuna kazdığı çukura gömmüş. Ertesi günde hiçbir şey olmamış gibi işinin başına geçmiş geçmiş ki başına felaketleri açan müşterinin kimmiş neciymiş çocuğu eşini nereden tanımış da sevgili olmuşları öğrenip müşterinin de evladını öldürme planları yapmaya başlamış. Çok uzun süre geçmeden dükkanın kapısından felaketi başına açmış müşteri görünmüş. İşletmeci oh çekmiş kafasında ki soruları tam sormaya başlayacakken kurnaz hemen lafa girmiş.
-Dün sizden çıktıktan sonra ibadet zamanımın geldiğini fark ettim ve ilk gördüğüm evin kapısını çaldım. Kapıyı çok iyi niyetli bir eş açtı durumu anlattım beni içeriye buyur etti sonra ben ibadetimi yapmak için gerekli eşyamı getirmediğimi fark edince kumaşı kullandım ve bana kapısını açan bu eşe hediye olsun diyede kapının arkasına ondan habersiz bıraktım der demez işletmeci kulakları yırtacak bir acı haykırışla dükkandan koşarak çıktı ve şeytanda onu takip etti işletmeci önce öldürdüğü eşini  gömdüğü çukurdan kürek kullanmadan ellerini parçalaya parçalaya çıkardı sonra güzelce onu yıkadı ve nasıl bir hata ve gözü dönmüşlük yüzünden onu öldürdüğünü yazan not bırakarak evinden çıktı. Şehrin dışında uçurumlarla dolu vadiye geldi ve kendisini uçurumdan aşağıya attı. Bu uçurum öyle derin ve sık ağaçlarla kaplıydı ki buraya düşen birinin cesedini bulmak imkansızdı, orada ölen artık kurtların kuşların yeminden başka bir şey değildi.

Şeytan bu gördükleri karşısında resmen kurnazdan korkmaya başlamış böyle birinin cehennemi bile altüst edeceğini düşünmüş ve kurnazın ölmemesi için sonsuza kadar onun için çalışmış.

Kadın şeytan mıdır? Melek mi?



Yukarıda okuduğunuz hikaye uyarlanmıştır ve okuduktan sonra olay kahramanlarının cinsiyetlerini kafanızdan ne olarak  geçirdiğinizi düşünün. Büyük ihtimal hikayenin aslını ve yazımızın devamını okuduktan sonra kahramanların kafanızda ki cinsiyetiyle asıl hikayede ki cinsiyetlerin farklılığı sizi şaşırtacaktır.  Bu hikaye aslında kadınların İyi-kötü, dürüst-hilekar/sahtekar/ikiyüzlü, vefalı-vefasız, ahlaklı-ahlaksız, doğru-yalan, iffet-iffetsizlik gibi ahlaki kavramlarda suçlu konumuna sokulmuş bir hikayenin cinsiyetsiz şekilde ve değiştirilerek yazılmış halidir. Çünkü bu tarz ahlaki sorunların ortaya çıkamasın da  cinsiyetin belirleyici bir etkisi yoktur. İnsan içinde bir kere kötülüğü büyütmeye görsün kadın erkek, yaşlı, genç ayrımı yapılamaz. 

  Kadınları kötü gösteren o kadar çok atasözümüz varmış ki araştırdıkça hayretler içinde kalmamak elde değil. Kadına yönelik şiddet konusunda yazdığımız ÖLDÜREN Mİ SUÇLU YOKSA ÖLÜMLERİ UNUTANLAR MI? yazımızda ilginizi çekebilir.

Bu atasözleri veya deyimlerin ise birçoğunun hikayelerden türemesi ve yüzyıllardır bu hikayelerle yerleşik hale gelmesi ise ayrı bir tartışma konusu olarak karşımıza çıkmakta.
Kadını şeytan gibi görmek kimin işine yarar.

Kadınları ahlaki olarak aşağılayan ve küçük düşüren atasözlerinden bazıları şunları:


 İblis, karı tuzağını/hilesini gördü ve pes etti (yere kapandı). 
Tuzak karılardan, vesvese şeytandan. 
Karı hilesini eşek bile çekemez
Erkeği/ Adamı rezil eden de kadındır, vezir eden de
Kadın hilesinin/tuzağının yüz kökü (türü) vardır.
Hile kadınla tilkinin işidir
İyi kadın, insanı yüceltir; kötü kadın, kara çula oturtur.
Kadınlar şeytan’ın tuzaklarıdır.
İnanma yaz gününün yağmuruna, yağar yağar arkasından gün doğar; inanma dul kadının ağıdına ağlar ağlar, gözüyle er dener.
Dul karı, şeytan karı; aldatır, alır bekârı
Kadın/ Karı, erkeğin şeytanıdır. 
Karı şerri, kuru şerri. 
Kadın var ev yapar, kadın var ev yıkar. 
Karı, şeytanı şişeye koyar. 
Kadının fendi erkeği yendi. 
Şeytan, şeytan amma, kadın daha şeytan.
Kadının kırk çırağı var, biri sönse biri yanar
Kadınların hilesi ve yalanını eşeğe yüklediler; az kalsın eşek ölecekti.
Yine de maalesef ataerkil anlayışın çok baskın olduğu toplumlarda adı geçen ahlâkî kavramların bir kısmı söz konusu olduğu zamanlarda maalesef daha çok kadın akla gelmektedir. Bu algının tarihsel ve kültürel izleri yüzlerce belki de binlerce yıl öncesine dayanmaktadır. Kadınla ilgili bu ayrımcı anlayış tarih boyunca hemen hemen bütün kavimlerin kültüründe az-çok var olmuş ve izleri hikâyelere, atasözlerine ve deyimlere de yansımıştır. Burada da konuyla ilgili var olan ortak kültürel malzeme (atasözleri, deyim hikâyeleri) aktarılmaya ve analiz edilmeye gayret edilecektir. Bütün kavimlerin kültüründe her zaman toplumsal yaşamda varlığını sürdüren bazı erkek veya kadın tiplerinin kurnazlığını, hilesini, tuzağını, şerrini vb. niteliklerini eleştiren atsözü ve hikâyeler mevcuttur. İslâm coğrafyası ve bilhassa Ortadoğu coğrafyası halkları kültüründe de tarihi süreçte değişim geçirmekle birlikte genelde birbirleriyle örtüşen ve kısmen de farklı olan mevzuyla ilgili çok sayıda atasözü, deyim ve bunlarla ilgili sözülü ve yazılı hikâye mevcuttur. Genellikle birbirleriyle örtüşen ilgili hikâyelerin çoğunun asıl kaynakları Eski Hint veya İran menşe’li olmak üzere Binbir Gece Masalları, Sindbâd-nâme (Türkçe’de Yedi Vezirler ve Yedi Âlimler), Kelile ve Dimne, Tûtî-nâme ve Cevâmi’u’l-hikâyât ve benzeri eski kaynaklara dayanmaktadır. Söz konusu hikâyeler sonraki yüzyıllarda yazılan kitaplarda veya yapılan çevirilerde yazarların, çevirmenlerin veya kâtiplerin düşünceleri, sanat anlayışları ve üsluplarına ilave olarak; halkların şifâhî anlatımlarına göre zamanla bir takım değişimlere uğramıştır; bir kısmına ilaveler yapılırken, bir kısmı kısaltılmış veya kahramanları değiştirilmiştir. https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/549224 sayfa:3

Bu hikâyenin çok uzun bir farklı yorumunu Binbir Gece Masalları’nda (592- 596 geceler) okuyabilirsiniz. Aşağıdaki farklı yorumu da Sindbâd-nâme adlı eserde yer almaktadır.

Kadın şeytana dedi: Şu terzi adamı görüyor musun? Gidip onu vesveseye sokup karısından ayırabilir misin? 
Şeytan “Evet! Bu iş çok kolaydır” dedi. 
Sonra şeytan terzi adamın yanına gitti ve onu vesveseye sokmak için her yolu denedi. Ama terzi adam karısını çok seviyordu ve boşamayı asla düşünmüyordu. 
Şeytan geri döndü ve terzi adama karşı yenilgisini kadına itiraf etti. 
Kadın dedi: “Şimdi neler olacak gör ve seyret”. 
Kadın terzi adamın yanına gitti ve ona dedi: “Bu güzel kumaştan birkaç metre almak istiyorum; oğlum bu kumaşı sevgilisine hediye olarak götürmek istiyor.” Terzi kumaşı kadına verdi. Kadın ondan sonra terzi adamın evine gidip kapıyı çaldı ve terzinin karısı kapıyı açtı. 
Kadın ona dedi ki: “Eğer mümkünse namaz kılmak için evinize gelmek istiyorum.” 
Terzinin karısı “Buyurun, hoşgeldiniz” dedi. Kadın namazını kıldıktan sonra, o kumaşı terzinin karısının görmeyeceği şekilde odanın kapısının arkasına bıraktı ve evden çıkıp gitti.  
Terzi adam akşam eve gelince o kumaşı gördü; hemen o kadınla oğlunun sevgilisinin hikâyesini hatırladı ve anında karısını boşadı. 
Olanları gören şeytan: “Şimdi ben, kadınların hile ve tuzak kurma hususunda üstünlüğünü itiraf ederim!” 
Kadın dedi: “Biraz sabret; eğer terzi adamla karısını barıştırırsam ne dersin?” 
Şeytan şaşkınlıkla “Nasıl?” dedi. 
Kadın ertesi gün terziye gitti ve ona dedi: “Dün sizden satın aldığım kumaşın aynısını tekrar satın almak istiyorum. Çünkü dün aldığım kumaşı, namaz kılmak için girdiğim muhterem bir hanımın evinde unuttum; geri gidip istemeye de utandım.” 
Terzi gitti karısından özür diledi; evine geri getirdi. Şeytan ise bir ruh hastalıkları hastanesine yattı ondan herhangi bir haber yok.

2 yorum:

  1. Kadınları kötü gösteren o kadar çok atasözümüz varmış ki yazınızı okuduktan sonra durumun daha da ciddi olduğunu anladım. Teşekkür ederim kadına şiddet hakkında aydınlatıcı bir yazı olmuş.

    YanıtlayınSil
  2. Şeytan ve kadın algısının üzerine konu edilmiş bir yazı olmuş teşekkürler kadının şeytan olarak gösterilmesi maalesef Tek tanrılı dinlerden de önce pagan inanış zamanında vardı böyle güzel bir kurgu ve yazı için tekrar teşekkürler hikayeyi Binbir Gece masallarında okumuştum ama bu şekilde kadına yönelik değil de cinsiyetsiz bir şekilde yazmanız durumu daha açık gösteriyor Böylelikle olayın kadın veya erkek sorunu olmadığına olayı insanlık sorunu olduğunu anlatmaya çalışmışlar Emeğinize sağlık

    YanıtlayınSil

YORUM BIRAKMAK DÜŞÜNMEK VE PAYLAŞMAK İLE İÇ İÇEDİR. LÜTFEN DÜŞÜNDÜKLERİNİZİ PAYLAŞIN. YORUMLARINIZLA DAHA ÇOK PAYLAŞILALIM.

www.nerdenduydun.com. Blogger tarafından desteklenmektedir.